İlk yerli uçağımızı kim yaptı, hem de 1924’te?
Tabii ki Vecihi Hürkuş.
Vecihi K-VI adını verdiği, Haziran 1923’te yapımına başladığı uçağını Aralık 1924’te bitirdi. İlginç gelecek ama yerli kereste, bez ve çelik çubuklar kullandı, savaş ganimeti olarak ele geçen Yunan uçağının Benz marka motorunu kullanarak uçuşa hazır hale getirdi. Kendi tasarımını oluşturdu. Kendi tabiri ile “Montajcılık değil, uçak yapıcılığıydı.” ve yaptı. Yetinmedi, ilk uçuşu İzmir Gaziemir üzerinde gerçekleştirdi. Bu ilk Türk uçağının ilk uçuşuydu.
Tabi sonrası trajikomik hikayelerle dolu. Uçuş sonrası omuzlara alındı, ancak uçuşu izinsiz gerçekleştirdiği gerekçesiyle hemen arkasından 10 gün hapis ve maaş kesintisi cezası aldı. Üzücü tarafı uçuşa izin verecek yetkili bir merciinin olmayışı. Yani uçuş iznini veren heyette kesinlikle uçak mühendisi olmalı, ancak o dönemin Türkiye’sinde uçak mühendisi olmadığı için heyet uçar raporu vermekten korkmuş ve denetimden sürekli kaçınmıştır. Bunun yerine “uçağına güveniyorsan uç, bizi de kurtar, inersen raporu veririz.” demişler. Uçağı uçurmuş, indikten sonra da yukarda bahsettiğim cezalar ile karşı karşıya kalmış. Ceza sonradan iptal edilse de uçağı kurtaramamış ve uçak çürümeye terk edilmiş. Bu olay üzerine Hava Kuvvetleri'nden ayrıldı.
Evet, Hava Kuvvetleri'ndeydi. Yaşadıkları ve gördükleri onu doğal olarak havacı yapmış. Hikayesine kısaca değineyim: Aslında Vecihi Bey Osmanlı Dönemi'nde uçak makinisti yani teknik sorumlu olarak yetişmiş. Bu deneyim ile 1. Dünya Savaşı'nda Bağdat Cephesi'ne gitmiş ve ilk uçuşunu pilot yanında gözlemci olarak yapmış. Bu uçuş tutkuya dönüşmüş. Cephede bir uçak kazası geçirdikten sonra İstanbul’a dönmüş ve 1916’da pilotluk diploması almış, hatta Kafkas Cephesi'nde Rus uçağı bile düşürmüş. Hem uçak düşüren hem de çok motorlu uçakla uçan ilk Türk Pilotu da ta kendisidir.
Yıl 1923. Dünya turuna çıkmış bir İtalyan yolcu uçağı arıza yapıp Edirne’de zorunlu iniş yapar. İtalyanlar uçağı onaramadığından dolayı İtalyan Hükümeti uçağı Türkiye’ye hediye eder. Hem mekanik hem de uçuş bilgisi olan Vecihi Hürkuş uçağı onarmak için görevlendirilir, akabinde ekibi ile uçağı onarıp bir ay içerisinde Edirne’den İzmir’e uçurmayı başarır. Bu Türkiye sınırları içerisinde yapılan ilk sivil uçuş olarak kabul edilir. Ancak yedek parça olmadığı için bu uçak bir daha uçamaz. Bu başarılı operasyondan etkilenen bir hava kuvvetleri müfettişinin talebiyle uçağa "Vecihi" adı verilir. Kendi uçağını yapma fikrinin bu olaydan sonra olgunlaştığını söylerler, Ki bu olay ile Vecihi Hürkuş’un kendi uçağını yapması arasında çok kısa bir zaman dilimi var.
Yıl 1930. İlklerin adamı Hava Kuvvetleri'nden ayrıldıktan sonra Kadıköy’de kendi uçağını üretti. Vecihi XIV adını verdiği bu uçak Türkiye’nin ilk yerli sivil uçağıdır. Aradan yıllar geçmesine rağmen azimle yine heyetten uçuş izni yani seyrüsefer vesikası talep etmiş, yine aynı gerekçeyle yani uçak mühendisinin olmayışı nedeniyle onay alamamıştır. Bu sefer aklına çok parlak bi fikir gelmiş. Bu fikre göre uçağı parçalayıp tren ile Çekoslovakya’ya göndermiş. Uçağı orada toplamış ve ilgili heyetten gerekli sertifikayı almış. Hatta 23 Nisan 1931 gibi anlamlı bir günde uçağını uçurup “Yaşasın Türk Tayyareciliği” pankartını açmış, birkaç gün sonra da Türkiye’ye uçakla dönüş yapmış. Sonrasında Tayyare Cemiyeti yararına birçok şehirde uçuşlar gerçekleştirmiş, cemiyet için ciddi bağışlar toplamış. Fakat sonrasında ani bir kararla bu uçuşlar için Savunma Bakanlığı'nın vereceği uçakların kullanılması idari kararı ile Vecihi XIV atıl hale getirilmiş.
Daha sonra birkaç uçak üretim denemesi daha yapsa da bu rüyasından vazgeçip Türkiye’nin ilk sivil uçuş okulunu kurar. İlk kadın pilot Bedriye Gökmen bu okuldan mezun olmuştur. Sonra Atatürk’ün ricası ile Türk Kuşu’nda eğitim verir, Sabiha Gökçen yine onun öğrencileri arasındadır.
Sonrasında aklına çılgın bir fikir gelir, 1954’te Ziraat Bankası'ndan aldığı kredi ile ülkenin ilk sivil hava yolu şirketlerinden olan Hürkuş Hava Yollarını kurar. DHY’nin seferden kaldırdığı uçakları satın alarak tamir eder. Seferler esnasında yaşanan kazalar, sabotaj iddiaları ve devlet havayolunun yarattığı rekabet baskısı ve bürokratik engeller ile şirket batar.
Bu kadar büyük maceralarla dolu bir hayat ne yazık ki sefaletle son buldu. Kendisi birçok şeyi başardı. Belki yanlış yer, yanlış zaman. Ancak onun genlerinden gelerek ismini alan Türk Eğitim Uçağı “Hürjet” bugün bizi gururlandırmaya devam ediyor. 2027 yılında ordu envanterine girecek, 2028’de ise İspanya’da yaşlanan F5’lerin yerini alacak olan Hürjet ile Vecihi Hürkuş’un ismi nesilden nesile aktarılmaya devam edecek.
Sezer ŞENER

