Otelde sabah kahvaltısında tabağına 14 çeşit peynir alan insan gördük! Otellerde yemek israfı konusu artık sadece "tabakta kalan patates kızartması" meselesi değil... Bildiğin uluslararası drama. Açık büfeye gelen bazı misafirlerin tabağı görünce yaşadığı duygu tam olarak şu: "Bir daha yemek bulamayacağız galiba..." Sabah kahvaltısında 14 çeşit peynir alan insan gördük. Sanki peynir değil, yatırım aracı. Bir tanesinden tadıyor, diğerine bakıyor: "Bu kaşar biraz sert..." Zaten sen peynir eksperi değilsin ki, niye not alıyorsun? Otellerde en büyük israf genelde tüketim çılgınlığından çıkıyor. İnsan aslında 2 köfteyle doyacak ama tabağa bakıyorsun; mantı, sushi, pilav, makarna, karides, tulumba tatlısı... Tabak değil, Birleşmiş Milletler toplantısı. Bir de hepsinden bir lokma alınmış. Abi sen yemek mi yedin yoksa ön eleme mi yaptın? Bayram dönemlerinde bu durum daha da enteresan oluyor. Açık büfede insanlar birbirine bakarak strateji geliştiriyor. Birisi karides alınca arkadaki hemen panikliyor: "Karides bitiyor galiba!" Hayır bitmiyor... Adam sadece sevmiş olabilir. Ama yok. O an büfede psikolojik harp başlıyor. Tatlı kısmı zaten ayrı bir evren. Normalde evinde sütlaç görünce "çok ağır gelir" diyen insan, otelde bir tabakta: 2 baklava, 1 künefe, 3 profiterol, biraz magnolia, üstüne dondurma... Abi bu tatlı değil, şeker komasına hazırlık kampı. Bir de tatilde kendini MasterChef finalinde sanan göz var. Tabağa bakıyorsun; adam yemek almıyor, jüriye sunum hazırlıyor sanki: "Şefim bugün Asya esintili, Akdeniz dokunuşlu bir tabak çıkardım..." İşin en acıklı tarafı şu: Mutfakta çalışan ekip o yemekleri büyük bir emekle hazırlıyor. Sabahın köründe başlayan bir hazırlık var. Kesilen sebzeler, pişen yemekler, kurulan büfeler... Sonra bakıyorsun, yarısı çöpe gidiyor. İnsan üzülüyor gerçekten. Aslında çözüm çok basit: "Az al, bitirince tekrar al." Zaten açık büfenin en güzel tarafı bu değil mi? Kimse sana "bir daha vermiyoruz" demiyor. Burası askeriye değil. Pilavı bitirince yeniden alabiliyorsun. Bazı oteller artık bu konuda yaratıcı yöntemler deniyor. Küçük porsiyon sunumları, bilinçlendirme yazıları, çocuklara özel eğitimler... Çünkü mesele sadece maliyet değil; emek, çevre ve saygı meselesi. Bir düşün... Dünyanın bir yerinde insanlar bir lokma ekmek bulmaya çalışırken, diğer tarafta tonlarca yemek çöpe gidiyor. İnsan biraz durup düşünüyor gerçekten. Ama yine de umut var. Çünkü bilinç arttıkça insanlar da değişiyor. Artık birçok misafir tabağına daha dikkatli davranıyor. Hatta bazısı gerçekten örnek oluyor. O insanları görünce mutfaktaki ekip içinden şöyle diyor: "İşte budur..." Ve galiba açık büfenin altın kuralı şu: Gözüne değil, midene güven. Neyse... Bayramın tadı kaçmasın, tabaklar da taşmasın. Az alıp bitirmek hem emeğe saygı, hem doğaya katkı, hem de gerçekten medeni bir tatil alışkanlığı. Sürçülisan ettiysek affola... Afiyetle, keyifle ve vicdanla nice bayram sofralarına. Murat ABDULLAHOĞLU
Google'da öne çıkar
Turizm gündemini Google'da önce bizden görünTercih edilen kaynak yap
KategoriKöşe Yazıları
Beğendiniz mi?
Haberlerimizi Google'da öne çıkarınTercih et
İlgili Haberler

Köşe Yazıları
Mutfak günlükleri
Son yıllarda otelcilik sektöründe dikkat çeken bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm yalnızca operasyonel süreçlerde değil, kullanılan dilde ve iletişim...

Köşe Yazıları
Antalya turizmi: 17,5 milyon turist ama hâlâ 6 aya sıkışmış bir ekonomi
Antalya turizmi: 17,5 milyon turist ama hâlâ 6 aya sıkışmış bir ekonomi

Köşe Yazıları
Parşömenin Bergama’dan geldiğini biliyor muydunuz?
Antik dünyada kütüphane en önemli güç göstergelerinden biriydi ve dönemin en büyüklerinden birisi İskenderiye Kütüphanesi’ydi.

Köşe Yazıları
Turizmde karar mekanizmalarında kadının temsil sorunu
Türkiye turizm sektöründe kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsilini Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 5.5 hedefi olan “Kadınların karar alma...

Köşe Yazıları
Turizmde yeni dönem: Her Şey Dahil'den Herkes Dahil'e
Dünyada turizm anlayışı değişiyor. Türkiye'nin erişilebilir turizm potansiyelini ve 'herkes dahil' modeline geçiş fırsatlarını keşfedin.

Köşe Yazıları
Personel için yatırımcılara ve genel müdürlerimize sesleniyorum!
‘Ucuz etin yahnisi bu kadar olur!

