Satılamayan odanın yarını yok: Turizmde dijital erişim şart
Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi yarın TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda görüşülecek.
Bu tartışmayı “Booking Türkiye’ye dönsün mü, dönmesin mi?” sorusuna sıkıştırmak doğru değil. Asıl mesele şu: Türkiye kendi hukukunu ve turizm sektörünü korurken Türk otelcisinin dünya müşterisine erişimini nasıl güçlendirecek?
Uluslararası turizm araştırma kuruluşu Phocuswright’ın verilerine göre küresel seyahat rezervasyonlarının yaklaşık %64’ü online kanallardan gerçekleşiyor. Yani dünyada her üç seyahat rezervasyonundan yaklaşık ikisi artık dijital ortamda yapılıyor. Türk otelcisinin dünya müşterisine ulaşma kanallarını daraltmak değil, çoğaltmak gerekiyor.
Türkiye gibi dünyanın önde gelen turizm ülkelerinden birinin bu dönüşümün dışında kalma lüksü yok. Çünkü bugün turizmde müşteri dünyada, otelci ekranda yarışıyor.
SATILAMAYAN ODA YARIN SATILAMAZ
Bir sanayi ürünü bugün satılmazsa depoya konulur ve yarın yeniden satılabilir. Ama bu gece boş kalan bir otel odasının bu gecesini yarın satamazsınız.
Satılamayan odanın yarını yoktur.
Özellikle bağımsız ve küçük-orta ölçekli oteller için dijital satış kanalları artık tercih değil, ticaretin temel araçlarından biridir.
Büyük zincirler güçlü uluslararası satış organizasyonlarıyla müşteriye ulaşabiliyor. Tüm Türkiye deki bağımsız bir otelin Çin’den, Avrupa’dan ya da Amerika’dan müşteriye ulaşabilmesi için ise küresel dijital pazarda görünür olması gerekiyor.
Türkiye yeni pazarlardan daha fazla turist istiyorsa, o turistin rezervasyon yaptığı yerde de olmak zorundadır.
KURALSIZLIK DA OLMAZ, KAPILARI KAPATMAK DA
Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı dijital platformlar Türk hukukuna tabi olmalı, vergisini ödemeli, Türkiye’de hukuki muhatabı bulunmalı, tüketiciyi korumalı ve haksız rekabete yol açmamalıdır.
Bunda tereddüt yok. Ancak kuralları koyarken Türk otelcisinin dünya müşterisine ulaşma yollarını daraltmak da çözüm değildir.
Seyahat acentaları Türk turizminin vazgeçilmez paydaşlarıdır ve adil rekabet konusundaki kaygıları dikkate alınmalıdır. Fakat otelci ile seyahat acentasını karşı karşıya getirmek yerine, her iki tarafın da rekabet gücünü artıracak bir sistem kurulmalıdır.
Bir tarafı korumanın yolu diğer tarafın satış imkânlarını sınırlamak olmamalıdır.
OTELCİNİN TALEBİ PLATFORM DEĞİL, SATIŞ ÖZGÜRLÜĞÜDÜR
Otelci kendi internet sitesinden satabilmeli, yerli seyahat acentasıyla çalışabilmeli, yabancı tur operatörüne ulaşabilmeli ve Türkiye’nin kurallarına uyan küresel dijital platformlarda yer alabilmelidir.
Satış kanallarının çoğalması oteli tek bir platforma bağımlı hale getirmez; aksine bağımlılığı azaltır ve rekabeti artırır.
Türkiye dünyanın önde gelen turizm ülkelerinden biri. Bundan sonraki rekabet yalnızca yatak kapasitesi veya tanıtım bütçesiyle kazanılmayacak.
Görünür olan destinasyon, kolay satın alınabilen otel ve dijital müşteriye ulaşabilen ülke avantaj sağlayacak.
Bu nedenle yapılacak düzenlemede dengeyi doğru kurmalıyız:
Türk hukukunu koruyalım, tüketiciyi koruyalım, yerli seyahat acentasını koruyalım. Ama Türk otelcisinin dünyaya açılan kapılarını da kapatmayalım.
Çünkü dünya müşterisi artık dijitalde.
Türk otelcisi de orada olmak zorunda, Satılamayan odanın yarını yok.
Gazi Murat ŞEN
TÜROFED Başkan Yardımcısı
TOBB Turizm Meclisi Üyesi
İlgili Haberler

TÜROFED Başkanı Osman Ayık, UNWTO Genel Kurulu’na katıldı
Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ayık, Çin’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) 22. Genel Kurulu’na katıldı.

Turizm çalışanları neden konuşmuyor?
Kübra Küçükerdem, Tourism Today için kaleme aldığı "Turizmde sessizliğin bedeli: Psikolojik güvenlik" başlığını taşıyan köşe yazısında "Çalışanlar için Psikolojik Güven"e dikkat çekti.

2027, 2026 yılını aratır mı?
Liberty Lara Hotel Mali İşler Müdürü Koray GÜN, "2027 turizm sezonu 2026’yı aratır mı, yoksa yeni bir denge mi oluşur?" başlığını taşıyan bir köşe yazısı kaleme aldı.

Antalya’nın asırlık tren hayali ve turizm sektörünün kaybettikleri
Antalya ve tren kavuşmaları mümkün olmayan iki sevgili gibidir. Her 3-5 yılda bir “Antalya’ya tren gelecek” dedikoduları ortaya atılır. Gazeteler yazar, çizer. Bürokratlar, politikacılar ballandıra ba

Her Şey Dahil başarı mı bağımlılık mı?
Her şey dâhil sistemini yeniden kurgulamalı mıyız? Büyüklü küçüklü bütün otellerin aynı veya benzeri konsepte olmasını sorgulama zamanı gelmedi mi?

Laodikeia'nın eksik kalan imzası: Traian Çeşmesi, yeniden su ile buluşsun
Laodikeia'nın eksik kalan imzası: Traian Çeşmesi, yeniden su ile buluşsun

