1996 yılından bu yana turizm sektörünün içindeyim. Bu uzun yolculuk bana binlerce misafir, yüzlerce çalışma arkadaşı ve birbirinden farklı yöneticiler tanıma fırsatı verdi.
Kimileri sesini yükselterek otorite kurmaya çalıştı. Kimileri korkunun disiplini getireceğine inandı. Hataların konuşulduğu ama başarıların sessizce geçiştirildiği dönemler de yaşadım. Böyle ortamlarda insanlar sadece görevlerini yapar; inisiyatif almaz, korkar, gününü tamamlar, fikir üretmez ve zamanla işine olan heyecanını kaybeder.
Ancak kariyerimde unutamadığım bir yönetici de oldu.
Pozitif bakış açısı, çözüm odaklı yaklaşımı ve lider ruhuyla ekibine sadece iş yaptırmıyordu; insanlara değer verdiğini hissettiriyordu. Sektöre yeni girdiğim yıllarda çalışma fırsatı bulduğum müdürüm sabırla anlatır, işi öğretir, başarıyı ekip arkadaşlarıyla paylaşır, hataları ise suçlu aramak yerine gelişim fırsatı olarak görürdü. Kendisini saygıyla anıyorum bu vesile ile sayın Elçin İnsel’e sağlıklı günler diliyorum.
İşte o zaman şunu fark ettim: Turizmde misafir memnuniyeti önce çalışan memnuniyetiyle başlar. Motivasyonu yüksek bir ekip bunu misafire yansıtır. Gülümseme zorunluluktan değil, içten gelir. Sorunlar büyümeden çözülür. Çünkü ekip kendisini güvende hisseder.
Oysa sürekli baskı altında çalışan ekiplerde sessizlik hâkim olur. İnsanlar hata yapmaktan korkar, fikirlerini paylaşmaz ve sadece mesaiyi tamamlamaya odaklanır. Selam vermenin esirgendiği, güven ortamın sağlanmadığı, ekibe değer verme hissinin yaşatılmadığı bir yönetim anlayışı ne yazık ki çözüme gitmek yerine süreci negatifliğe doğru çekebilir.
Bugün teknolojinin, yapay zekânın ve dijitalleşmenin konuşulduğu bir dönemdeyiz. Ancak turizmin en önemli sermayesi hâlâ insandır. En modern oteli inşa edebilirsiniz, en gelişmiş sistemleri kullanabilirsiniz; fakat ekibinizi motive edemiyorsanız gerçek başarıyı yakalamamız zordur.
Yıllardır edindiğim tecrübe bana şunu öğretti: Yönetici olmak bir unvandır. Lider olmak ise insanların hayatında iz bırakabilmektir.
Aradan yıllar geçmesine rağmen bazı yöneticilerin yönetim tarzları dün gibi aklımda.. Ama bana güvenen, gelişmem için yol gösteren ve zor zamanlarda ekibinin yanında duran liderleri hâlâ saygıyla anıyorum.
Belki de turizm sektörünün bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni oteller değil; çalışanına ilham veren, güven veren ve birlikte başarıyı kutlayan gerçek liderlerdir. Çünkü mutlu çalışanların olduğu yerde mutlu misafirler vardır ve sürdürülebilir başarının temeli de tam olarak budur.
Fatma OKUR

