Tourism Today
TT16 Haziran 2026 Salı
TT16 Haziran 2026 Salı
Turizmin haritası yeniden çiziliyor

Turizmin haritası yeniden çiziliyor

3 dk okuma

Turizmin haritası yeniden çiziliyor

Bir zamanlar Avrupalının tatil hayali oldukça basitti: Deniz, kum ve Güneş.

Bu nedenle milyonlarca insan yaz aylarında rotasını Akdeniz'e çeviriyordu. Türkiye, İspanya, İtalya ve Yunanistan sahilleri her yaz dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerle dolup taşıyordu. Ancak son yıllarda ilginç bir değişim yaşanıyor. Eskiden turistler yağmursuz bir tatil isterdi. Şimdi ise aşırı sıcak olmayan bir tatil arıyor. Akdeniz ısınırken turizmin haritası yeniden çiziliyor. 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklar, uzayan sıcak hava dalgaları ve artan nem oranları, turizm sektöründe yeni rotaları bence mecburi kılıyor.

Hadi biraz kafa yoralım…

Akdeniz çok ısınırsa turist nereye gider? Aslında sorunun cevabını bulmak için Norveç fiyortlarına ya da İsveç göllerine kadar gitmeye gerek yok.

Türkiyemiz özellikle Antalyamızın Toroslara yaslanan serin yaylalarında keşfedilmemiş o kadar cennet saklı ki... Çocukluğunda Antalya'nın yaylalarına çıkanlar aynı şeyi hatırlayacaktır yazdıklarımla. Hadi biraz geçmişe gidelim, yol boyunca yükseldikçe değişen hava, çam ve sedir ağaçlarının kokusu, yaylada akşamları ince bir hırkayı gerektiren serinlik ve geceleri gökyüzünü dolduran yıldızlar misafir ediyordu bizi...

Bu hisleri yaşamak ne çok vakit gerektiriyor ne de uzun yolculuklar... Deniz seviyesinde bunaltıcı bir sıcaklık hissedilirken birkaç saatlik yolculukla adeta başka bir mevsime ulaşılır. Bugün dünyanın konuştuğu "iklim uyumlu turizm" kavramı, Antalya'da aslında yüzyıllardır yaşanıyor. Bölgenin yaylaları yazmakla bitmez, hepsi birbirinden farklı hikayelerde misafirlerini bekliyor. Feslikan, Saklıkent, Gömbe, Söğle, Akseki yaylaları, İbradı, Altınbeşik... ismini hatırlayamadığım daha niceleri ve Torosların sayısız saklı köşesi yalnızca doğa alanları değil geleceğin turizm laboratuvarlarıdır. Deneyimlemek, anı yazmak isteyenlere de ücretsiz keşif rotaları bile sunuyor.

Artık turizm sektörü temsilcilerinin de öğrendiği bir şeyi yeniden hatirlatacağım yeni nesil turist artık sadece güneşlenmek istemiyor. Nefes almak istiyor. Kalabalıktan uzaklaşmak istiyor. Yerel yaşamı deneyimlemek istiyor. Doğayla yeniden bağ kurmak istiyor.

Bugün Avrupa'da hızla büyüyen "coolcation" yani serin tatil eğilimi tam da bunu anlatıyor. İnsanlar artık en sıcak destinasyonu değil, en konforlu destinasyonu arıyor. Bu noktada Antalya önemli bir avantaja sahip. Dünyada çok az destinasyon aynı gün içinde hem denize girme hem de serin yayla havasında yürüyüş yapma imkânı sunabiliyor.

Sabah Konyaaltı'nda denize girip öğleden sonra Saklıkent'te serin bir kahve içebilmek, aslında birçok ülkenin sahip olmadığı bir turizm zenginliği... Tadından yenmez... Belki de bugüne kadar Antalya'nın en büyük değeri olarak sahillerini anlattık. Oysa gelecekte Antalya'nın en stratejik turizm varlığı yaylaları olabilir. Üstelik yayla turizmi yalnızca iklim değişikliğine uyum sağlamaz. Yerel ekonomiyi güçlendirir. Bölgedeki istihdama can suyu katar, kırsal kalkınmayı destekler.

Bence artık turizm gelirinin kıyılardan iç kesimlere yayılmasını sağlamak gerek. Yerel üreticilere yeni gelir kapıları açıldıkça kültürel miraslarımız da korunur. Kısacası sürdürülebilir turizmin aradığı birçok çözümü tek başına bile içinde barındırır bu strateji.

İddia ediyorum önümüzdeki yıllarda Antalya'nın turizm karnesi kaç milyon turist ağırladığıyla ölçülmeyecek. Turistleri kıyıdan dağa, kalabalıktan doğaya ve tüketimden deneyime ne kadar taşıyabildiğiyle ölçülecek. Çünkü fazlasıyla hissettiğimiz iklim değişikliği turizmin kurallarını değiştiriyor. Bu değişimin kazananları yeni beklentilere de uyum sağlayabilen destinasyonlar olacak. Akdeniz ısınırken bazı bölgeler turist kaybedebilir. Ancak Antalya'nın elinde eşsiz bir fırsat bulunuyor.

Geleceğin turizmi denizden kaçıp dağa çıkmayacak. Deniz ile dağı aynı hikâyenin içinde buluşturacak. Ve o hikâyenin en güzel sayfalarından biri, Torosların serin yaylalarında yazılacak. Bizde iyi birer okuyucu olacağız, neden olmasın!

Işık TUNÇEL

Bu haberi paylaş