Turizm Haberleri
TT29 Eylül 2026 Salı
TT29 Eylül 2026 Salı
Tourism Today haber arşivi 2014

Faruk Pekin: “Türkiye, kültür turizminde olanaklarını zorlamıyor”

9 dk okuma

Tourism Today / Tuncay SevinKültür turlarının öncüsü olarak gösterilen ve 30 yıl önce hayata geçirdiği Fest Travel ile kültür turizminin gelişiminde önemli bir rol oynayan Faruk Pekin Tourism Today’in sorularını yanıtladı. 30. yılını kutlayan Fest Travel ve kültür turizmi üzerine önemli açıklamalarda bulunan Fest Travel Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Pekin, “Türkiye, kültür turizminde olanaklarını zorlamıyor” dedi.Fest Travel 30. yılını kutluyor. 30 yıl önceki Fest Travel ile günümüzdeki Fest Travel’ı karşılaştırır mısınız?

Bu karşılaştırma gerçekte biraz Türkiye’deki kültür turizminin gelmiş olduğu boyutlarla ilgilidir. 30 yıl önce kültür gezileri yapmaya başladığımızda Türkiye koşulları hem yabancı gezginler, hem de yerli gezginler açısından yeterli değildi. Fest Travel Türkiye’deki kültür turizmine ilişkin olanakların gelişmesini sonuna kadar zorlarken, hem bu alanın gelişmesine yardımcı oldu, hem de kendisini geliştirdi. 30 yıl öncesine göre vizyonumuz daha genişledi, gezi kültürüne yaklaşımımız daha da derinleşti.

30 yıl önce Fest Travel’ı kurarken hedefiniz neydi? Günümüzdeki Fest Travel’ın hedefi nedir?

30 yıl önce Fest Travel’ı kurarken hedefimiz; hem yabancı gezginlere, hem de yerli gezginlerimize farklı geçmiş tecrübeleri aşan, ezberleri bozan yeni bir turizm yaklaşımı ile gezi kültürünü yerleştirmekti. Bu nedenle “önemli olan görmek değil, algılamaktır” ilkesini gerçekleştirmeyi baş hedef edindik. Tüm çalışmalarımızda tasarım, yenilikçilik ve kaliteye ağırlık verdik. Yenilikçi çalışma ile güven inşa etmeye çalıştık, vasat olan ile uğraşmadık. Günümüzde de hedeflerimiz aynı; büyüleyici dünyayı anlama, yorumlama ve paylaşım sürecini yönetmenin gerçek bir sanat olduğunu kabul ederek gezi tasarlamaya devam ediyoruz.

Böylesi bir sanat, bir ressam, bir heykeltıraş, bir müzisyeninki gibi yoğun bir bilgi birikimi, yaratıcı bir hayal gücü, sınırsız bir merak, var olanı sorgulayıcı bir yaklaşım, özgür bir ruh gerektiriyor. Zamanın ve mekânın derinliklerine ve ötesine entelektüel bir yolculuk… Daha önce var olmayan, alışılmışın dışı, farklı olanın farkına vardırıcı, zenginleştirici, vizyon değiştirici, inovasyonu tetikleyici ürünleri ortaya koymak, yüreğinle, kafanla, aşkınla...

30. yılınızı 30 etkinlik ile kutluyorsunuz. Neden böyle bir kutlama yapmayı tercih ettiniz?

30 yılımızı 30 etkinlik ile kutlamak istedik. Bir yemek ya da kokteyl ile geçiştirmeyi içimize sindiremedik. Bunun bir nedeni de; bizimle gezen gezginlerle çalışmalarımızın önemli bir kısmını ücretsiz olarak paylaşmaktı. 30.yıl kutlamasının da bu anlamda bir yenilik olmasını, bir farklılık yaratmasını istedik.

Fest Travel ilerleyen dönemlerde sektöre ne gibi yenilik ve farklılıklar sunacak?

Bugüne kadar gezi kültürü açısından birçok yeniliğe öncülük yaptık. Gezi Rehberi adını açıklıkla belirterek, kaliteli, uzman rehberliği öne çıkaran ve “gezi kültürü”nde rehberlerin yerini vurgulayan ayrıntılı gezi programları; “kahvaltıdan sonra panoramik şehir gezisi, öğleden sonra alışveriş için serbest zaman”lı gezi formatı yerine, programlarda cesaretle “bu bir shopping turu değildir,” yazılması; sabahtan akşama kadar süren yoğun kültür gezisi programları; gezilere katılanlara önceden gezi kitaplarının verilmesi; yurtdışı gezilerinden önce gezilecek yerlere ilişkin fotoğraf gösterili hazırlık toplantısı yapılması; geziye katılanlara farklı değerlendirme anketleri verilmesi; gezi dönüşünde “Anılar Toplantısı” düzenlenmesi; “Fotoğraf Gösterili Söyleşiler” ile gezi deneyimlerinin herkese açık ortamlarda paylaşılması; “FEST Gurme”, “Notalı Rotalar®”, “Savaş Alanları”, “Coğrafyayı Okumak” gibi özel tematik gezilerin tasarlanması; bu gezilerin sanat tarihi ve arkeoloji seminerleri ile desteklenmesi; ciddi bir kütüphanesi ile birlikte bir gezi merkezinin oluşturulması; gezginlerin seyahatlerini yasal zorunluluktan yaklaşık 10 yıl önce seyahat iptali dahil sigortalaması; gezginlerin havaalanına transferleri; yazılı, sözlü medyada İstanbul üzerine, kültür gezileri üzerine yazılar çıkması, programlar yapılması; “kültür gezisi” kavramının algılanır hale gelmesi; “Önemli olan bazı yerleri görmek değil, algılamaktır” ilkesinin yerleştirilmeye çalışılması; ilk kez Fest Travel ile gerçekleştirildi.

Günümüzde yukarıda saydığımız yeniliklere katacaklarımız tabi ki 30 yıl öncesine oranla artık çok sınırlıdır. Ancak, gezi kültürü hep yeniyi zorluyor, çıtayı sürekli yükseltmeyi zorluyor. Çünkü yeni olan her şey hızla eskiyor. Gezi tarzında özellikle yerelliğe önem verme, gezilen yerlerin halkıyla daha fazla zaman harcamayı gerektiren yeni yaklaşımları zorlayacağız. Dünyanın en ücra köşelerine yapılacak gezileri amaçlayacağız. Kullanılan araçlarda da, helikopter gibi, küçük uçaklar gibi, küçük tekneler gibi araçları zorlayacağız.

Sizin için “Kültür turlarının öncüsü” diyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Beni kültür turlarının öncüsü olarak tanıtıyorlar, bazen de Kültür Duayeni diyorlar. Bu tabiki doğru. Bir sanatçı titizliğiyle ve özgünlüğüyle 30. yılımız itibariyle Türkiye gezginleri için 170 dolayında Adım Adım İstanbul® ve çevre gezisi, yaklaşık 140 yurtiçi (Adım Adım Anadolu®), 220 yurtdışı (Köşe Bucak Dünya®) gezisi tasarımını gerçekleştirdik. Çeyrek asırda yaklaşık 50 bin İstanbulluyu yeniden İstanbul ile buluşturduk. Bir moda tasarımcısı gibi iğne ile kuyu kazarcasına, klasik formatları, yerleşik seyahat kalıplarını kırarak yeniliğin farklı rotalarını yarattık. “Sınır tanımayan seyahat” yaklaşımı içinde resmi dinleyen, müziği okuyan, heykeli koklayan göz ve kulaklar için yeni sanat ürünleri sunduk. Üstelik bunları yerel ve yerli kültürlerin devamlılığı, fikri mülkiyet ve kültürel çeşitlilik, sorumlu turizm ve sürdürülebilir gelişme çerçevelerine saygı içinde yerine getirdik. Her gezi tasarımı bir sanatçı işi olması kadar da cesaret konusudur. İlki gerçekleştirenlerin çok cesur olması gerekir. İşte biz bu cesareti gösterdik ve döneminde hayal bile edilemeyecek yerlere gezi düzenledik.

İstanbul’da, yurtiçinde ya da yurtdışında tarih, arkeoloji ve sanat için nerelerin görülmesi gerekiyorsa, oralara gezi düzenledik. Hiçbir zaman “bu ülke ya da güzergâh tutar mı” diye bir endişemiz olmadı. Kimseler bilmezdi Tibet’in, Butan’ın, Vietnam’ın, Myanmar’ın, Patagonya’nın, Laponya’nın yolunu. Fest Travel yaptı, moda oldu. Önce Fest Travel gezdirdi, sonra diğerleri gitti. Türkiye’de gerçek bir “kültür turizmi” için önümüzde örnek yoktu, yeni yaklaşımlarla hep öncü, yönlendirici olduk. Fest Travel özgün programları ve gezi tasarımlarıyla hep “ilk”leri gerçekleştirdi. Fest imzası taşıyan özel güzergâh ve programlar her yerde dillerde dolaşıyor. Gezileri kopyalandığı için “Fest gezileri artık klasik oldu” deniyor. Çok iyi biliyoruz ki; öncüler hep izlenirler, örnek alınırlar, taklit edilirler. Öncü olmak bize kıvanç veriyor.

Türkiye’de kültür turizmi ağır da olsa bir gelişim içinde. Türkiye rakiplerine göre kültür turizminde ne durumda?

Türkiye ne yazık ki kültür turizminde olanaklarını zorlamıyor. Yabancı gezginler açısından Türkiye, kültür turizminde 1. Körfez Savaşı’ndan önceki yıl yani 1989’da bir zirve yakalamıştı. Bugün hemen hemen aynı yerdeyiz. Şunu söylemek isterim; müze ve ören yerlerimizi gezen yabancı gezgin sayısı 2013 rakamlarına göre hemen hemen 1989 düzeyinde. Oysa Türkiye’nin kültür turizminde çok büyük bir potansiyeli var. Kültür turizmi ekonomik anlamda nadir, az bulunan bir üründür. Oysa güneş, deniz, kum (GDK) turizmi yaygın bir turizm türüdür. GDK turizmleri bol bulunan bir turistik üründür. Örneğin Akdeniz’de Türkiye’deki kıyı turizminin alternatifi olabilecek çok sayıda yer vardır. Bu turizm türünün ucuz olmak dışında bir rekabeti yoktur. Bol bulunan bir ürün olarak pazar kaybetme riski oldukça yüksektir. GDK Turizmi her an vazgeçilecek, değiştirilecek bir destinasyonu içerir.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, kültür yalnızca müzeleri, galerileri, gösteri ve sahne sanatlarını, ören yerlerini, somut kültürel mirası değil, somut olmayan kültürel mirası da, daha doğrusu yaşam biçimini de kapsar. İkinci olarak kültür yalnızca kentleri değil, kırsal kesimi, köyleri de kapsar.

Kültür turizminin iki yönü vardır. 1. Kültürel mirası (geçmişe ait olan her şey). 2. Yaşayan kültür (A. Gelenekler, görenekler, folklor, dinsel inançlar, mutfak vb. yaşam kültürü. B. Çağdaş kültür ürünleri, gösteri ve sahne sanatları, yaratıcı kültür endüstrilerinin tüm sonuçları…)

Kitle turizminin yoğun bir şekilde yapıldığı Türkiye’de turizmi çeşitlendirme anlamında farklı çalışmalar var. Bu çalışmalar içinde kültür turizmi nasıl bir rol üstlenmektedir?

Gerçekte kavram kargaşası yaratmamak gerekiyor. Kültür turizmini şöyle tanımlayabiliriz: Kültür Turizmi, doğal ve tarihsel kültür varlıklarını, kültürel etkinlikleri ve güncel sanat eserlerini, kültür sanayilerinin sonuçlarını, bazı sosyo-ekonomik olguları turistik bir ürün biçiminde gezginlerin hizmetine sunan bir turizm anlayışıdır. Yalnızca tarihsel olanı değil, günceli de kapsayan bir terimdir.

Tüm doğal ve kültürel miras, (somut ve somut olmayan) arkeolojik, tarihsel kültür varlıkları, müzeler, ören yerleri, anıtsal yapılar, dinsel yapılar, kırsal ve kentsel sivil mimari örnekleri, saraylar, kaleler, bahçeler, temalı parklar, mezarlar, türbeler ve her türlü güncel sanat eseri ve etkinliği (sahne sanatları, görsel sanatlar, resim, edebiyat, roman, şiir, müzik, dans, heykel, film, fotoğraf, moda, web, grafik tasarımları, festivaller, konserler, “bienal”ler, sergiler), zanaatlar, etnografya, botanik, flora ve fauna, folklor, geleneksel ve güncel yaşam biçimleri, mutfak, içki, bazı sosyo-ekonomik olgular (gecekondular, sivil toplum kuruluşları, dinsel motifler, değişik study tours konuları…), her türlü kültür ürünü bu tanımın içindedir. Bu nedenle böcekçilik, kuşçuluk, İpek Yolu turizmi, kruvaziyer turizmi, ekoturizm, trekking gibi “alternatif” olduğu belirtilen geziler, doğrudan maç turnuvaları dışındaki spor turları, doğa gezileri, doğrudan hac seferleri dışındaki inanç turizmi, special interest tours, study tours, geographical expeditions, educational tours ile kongre, fuar, sergi ve sağlık turizminin pre ve post gezileri bu tanım kapsamındadır. Bu yaklaşım çerçevesinde Türkiye’de turizm alanında gerçekten daha az sayıda turistle, daha çok para kazanabilmek için Kültür Turizmi lokomotif olmalıdır. Böylece, Türkiye rakiplerine göre “olmazsa olmaz” bir ülke haline gelebilir.

Türkiye, tatil ve seyahat anlamında büyük bir gelişim gösteriyor. Türkiye halkı gezmeyi öğrendi mi?

Türkiye halkı 10 yıl öncesine göre daha fazla geziyor. Gezme kültüründe de önemli mesafeler katetti. Gezmeyi öğrendi mi? Belki henüz tam değil ama Türkiye’de gezi kültürünün gelişmesine paralel bir şekilde bu öğrenme süreci sürüyor. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB’ın ortaklaşa geliştirdiği Müze Kart bu alanda çok zekice bir çözüm sağladı. Müze ve ören yerlerimizi gezen yerel gezgin sayısı artmaya başladı ve yerel gezginler de yavaş yavaş önemli olanın görmek değil, görülen, gidilen yerlerin her yönüyle yaşanmasının, algılanmasının olduğunu anlamaya başladı.

İstanbul, turizm anlamında da çok çok değerli ve zengin. Turizmciler İstanbul’un bu zenginliğini yeterince kullanabiliyor mu?

Turizmciler İstanbul’un zenginliğini hala yeterince kullanamıyorlar. İstanbul’da bir yabancı gezgin için geçerli olan kalış süresini 3 gece üzerine çıkaramadılar. Hala çok farklı kültür turizmi olanaklarına sahip olan İstanbul, özellikle gruplara 1,5 günde gezdiriliyor. İstanbul’da yeni güzergâhlar denenmiyor. İstanbul’un belli başlı müzelerini gezen kişi sayısı artıyor ama daha da artması durumunda hala alternatif çözümler üretilmiyor. Sayıları çok hızlı artan otellerin yakın ve uzak geleceği bilimsel boyutları ile tartışılmıyor. İstanbul çevresindeki kültür turizmi olanakları kullanılmıyor.

Kapadokya’nın sizin için özel bir destinasyon olduğunu biliyoruz. Kapadokya’yı Türkiye çok iyi tanıyor ama dünya yeterince tanıyor mu?

Kapadokya’yı yıllardır çok içinden izliyorum. Son olarak İletişim Yayınları’ndan çıkan Kapadokya Kayalardaki Şiirsellik Gezi Rehberi adlı kitabım yayınlandı. Kapadokya yurt dışında iyi tanıtılamıyor. Ben Kapadokya’nın Türkiye içinde de iyi tanındığını sanmıyorum. Asmalı Konak demek Kapadokya demek değildir. Kapadokya yalnızca Göreme-Avanos-Nevşehir de değil. Kapadokya; Niğde-Aksaray-Nevşehir-Kırşehir-Kayseri illerini kapsayan bir büyük coğrafyadır. Ayrıca Kapadokya yalnızca içinde duvar resimleri olan kiliselere indirgenemez. Kapadokya hem doğal, hem tarihsel, hem sanatsal, Bizans öncesi ve sonrası ile Kaniş-Karum’u ile Selçuklu ve Osmanlı yapıları ile çok önemli bir yerdir. Tabi bu çok özel yerin ayrıca sürdürülebilir turizm anlayışı içinde korunması gerekiyor. Gerekli önlemler alınmazsa Kapadokya hızla çiğnenip bitirilen bir yer olacaktır. Aşırı titreşime neden olan, sayıları zamanla artan kamyon geçişlerine, gereksiz yoğun otobüs kullanımlarına, giderek artan ATV, jeep, motosiklet safarilerine, çoktan sınırı aşmış balon gezileri düzensizliğine, gereksiz baraj yapımlarına, doğal ortamın nem ve ısı düzeyini bozabilecek her türlü dış müdahaleye, gelişigüzel mağara oymalara, doğal peyzajı bozan tüm gayretkeşliklere, kısacası bölgedeki uluslararası kültür turizmi normlarını hiçe sayan plansız turistik gelişmeye yukarıdaki üç ilke açısından yaklaşmalıyız.

Diğer yandan, artık yorgun düşen Göreme Açık Hava Müzesi gibi yerlerin dinlendirilmesi, yüklerinin azaltılması için bazı önlemler alınmalıdır. Bunun bir çözüm yolu Hindistan’da Acanta Mağaraları ören yerinde (UNESCO Tarih Mirası Listesi’nde) yapıldığı gibi, doğal yapının uygun düştüğü, yeni bir yoğunlaşmaya yol açmayacak park olanaklarına sahip yerlerde tüf içinde 3’er, 4’er tane birebir Elmalı Kilise, Tokalı Kilise, Karanlık Kilise kopyası yapılmalı, tüm gruplara anlatım oralarda gerçekleştirilmeli, gezginlere sonra asıllarını görme olanağı sağlanmalıdır. Böylece gözbebeğimiz gibi korumamız gerekli kiliseler daha az terleyecek, daha az yorulacaktır. Kapadokya için acilen gerçek bir Turizm Master Planı hazırlanması gerekmektedir. Bir başka önemli konu da; Kapadokya’da belli yerlerdeki yoğunlaşmayı gidermektir. Hem bölgeye daha çok turist çekmek, hem de geceleme sayısını (şu anda 1,7 geceleme ile gülünç düzeydedir) yükseltmek ve bölgeye daha demokratik bir gelir dağılımı sağlayabilmek için güzergâh çeşitliliği yaratılmalı ve yeni yerler ciddi olarak teşvik edilmelidir.

Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

Tourism Today haber arşivi 2014
Kültür-Sanat

Çatalhöyük'e uluslararası koruma geliyor

UNESCO Dünya Miras Komitesi tarafından oluşturulan Heads Tematik Programı kapsamında uluslararası uzmanlar, 2012 yılında Dünya Miras Listesi'ne alınan...

Tourism Today haber arşivi 2014
Kültür-Sanat

Bakan Çelik, Anavarza antik kentini inceledi

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'nin dünyanın en büyük antik kenti olma özelliği taşıyan memleketi Adana'nın Kozan ilçesindeki "Anavarza...