Kariyeri boyunca Dubai, Floransa, Bodrum, Karayipler ve İstanbul gibi farklı destinasyonlarda The St. Regis, The Ritz-Carlton, Mandarin Oriental, JW Marriott gibi dünyaca ünlü markaların otellerinde yiyecek ve içecek operasyonlarında bulunan Talat Çam, kendi hikâyesini yazmak için Aydın’ın önemli turizm merkezi Kuşadası’na bağlı Caferli Köyü’nde PINUĀ Rooms & Table’ı hizmete açtı.
Tuncay Sevin / Tourism Today
Caferli Köyü’nü “Doğası, sakinliği, tarımsal üretimi ve insan ilişkileriyle çok güçlü bir karaktere sahip” diye tanımlayan Talat Çam, “Misafirperverliğin en güzel hâli, insana bulunduğu yeri hissettirebilmektir. PINUĀ'da yapmaya çalıştığımız tam olarak bu” diyor.Talat Çam, PINUĀ Rooms & Table’ı ve hikayesini Tourism Today’e anlattı:

Hizmete açtığınız işletmenizi tanımlar mısınız? Size göre PINUĀ Rooms & Table nasıl bir işletme
PINUĀ Rooms & Table, Aydın’ın Caferli Köyü’nde yer alan, altı odalı butik bir konaklama deneyimi ile modern Ege ve Akdeniz mutfağını bir araya getiren bir yaşam alanı. Biz burayı yalnızca bir otel veya restoran olarak değil, misafirlerin yavaşlayabildiği, doğayla yeniden bağ kurabildiği bir deneyim noktası olarak kurguladık.
Restoranımızın hemen yanında yer alan bostanımızda yetişen ürünleri mevsiminde hasat ediyor, mümkün olduğunca yerel ve butil üreticilerle çalışıyoruz. Menüdeki birçok tabak, bahçeden sofraya uzanan bir hikâyeye sahip. PINUĀ’nın ruhunu birkaç kelimeyle anlatmam gerekirse; samimi, doğal, rafine ve aidiyet hissi güçlü bir yer derim.
PINUĀ Rooms & Table yatırımını yapmadan önce yurt içi ve yurt dışında birçok otelde görev yaptınız. Sizi yatırımcılığa iten neydi? Ne kadar zamandır bu hayali kuruyorsunuz?
Yaklaşık 15 yıla yaklaşan kariyerimde Dubai, Floransa, Bodrum, Karayipler ve İstanbul gibi farklı destinasyonlarda dünyanın önemli otel markalarında (The St. Regis, The Ritz-Carlton, Mandarin Oriental, JW Marriott vb.) görev aldım. Bu süreçte çok başarılı konseptler gördüm, açılışlar yönettim, farklı kültürlerden misafirlerle ve sektör profesyonelleriyle çalışma fırsatı buldum.Ancak insanın içinde hep kendi hikâyesini yazma isteği oluyor. Ben de yıllardır bir gün kendi işletmemde, kendi bakış açımı ve misafirperverlik anlayışımı ortaya koymayı hayal ediyordum. Bu hayal aslında ailemin de desteğiyle genç yaşlarımdan itibaren uzun süredir benimle birlikteydi.PINUĀ, kariyerimde öğrendiğim her şeyin bir özeti gibi. Bir anlamda otelcilik ve gastronomi yolculuğumun doğal bir sonucu diyebilirim.

Hayal edilen ile gerçek arasında her zaman bir fark olur. Siz, hayal ettiğiniz işletmeyi kurabildiniz mi?
Açıkçası evet ve hayır.Evet, çünkü hayalini kurduğumuz ruhu yakaladığımızı düşünüyorum. Bahçesiyle, mimarisiyle, mutfağıyla, servis anlayışıyla ve atmosferiyle PINUĀ bugün gerçekten bizim hayal ettiğimiz duyguyu yansıtıyor.Hayır, çünkü bir işletme aslında hiçbir zaman tamamlanmıyor. Her gün gelişen, dönüşen ve yaşayan bir yapı. Bugün geldiğimiz noktadan mutluyuz ama hâlâ yapmak istediğimiz çok şey var. Belki de işin en güzel tarafı bu. Bir hayali gerçekleştirdikten sonra onu her gün biraz daha güzelleştirmek için çalışıyorsunuz.

İşletmeniz hem restoran hem de otel. Hangisinde daha iddialısınız?
Aslında ikisini birbirinden ayırmak istemiyorum çünkü PINUĀ’nın gücü tam olarak bu bütünlükten geliyor.Ancak gastronomi tarafının bizim en güçlü yönümüz olduğunu söyleyebilirim. Kariyerimin büyük bölümü yiyecek-içecek operasyonlarında geçti ve bu alandaki deneyimimizi doğrudan PINUĀ’ya taşıdık.Bununla birlikte altı odalı butik yapımız sayesinde konaklama tarafında da misafirlerimize oldukça kişisel ve samimi bir deneyim sunabiliyoruz. Misafirlerimizin büyük kısmının PINUĀ’yı hem yemek hem de konaklama deneyimi için tercih etmesini hedefliyoruz.
Neden Kuşadası, neden Caferli?
Çünkü burası bizim evimiz.Caferli, Ege'nin hâlâ kimliğini koruyabilmiş özel köylerinden biri olmakla beraber ailem ile kariyer ve eğitimlerim öncesi yıllarca vakit geçirdiğim bir konum özelliğine sahip. Doğası, sakinliği, tarımsal üretimi ve insan ilişkileriyle çok güçlü bir karaktere sahip. Aynı zamanda Kuşadası, Efes, Şirince ve Dilek Yarımadası gibi önemli destinasyonlara yakın olması sayesinde ciddi bir turizm potansiyeli de sunuyor.Bizim için önemli olan, turizmin en yoğun olduğu bir noktada olmak değil; misafire gerçek bir yer hissi verebilmekti. Caferli tam olarak bunu sağlıyor. Buraya gelen misafirler yalnızca bir otelde kalmıyor, bölgenin yaşam kültürünü de deneyimliyor.

Her çalışan bir gün kendi işletmesini açmanın hayalini kurar. Hayalini gerçekleştiren biri olarak onlara ne tavsiye edersiniz?
Öncelikle acele etmemelerini tavsiye ederim.Bugün geriye dönüp baktığımda, yıllarca farklı ülkelerde ve farklı işletmelerde edindiğim deneyimlerin PINUĀ’nın temelini oluşturduğunu görüyorum. Her görev, her hata ve her başarı aslında bu yolculuğun bir parçasıydı. Tabi ki, bunlarla beraber en önemli faktör ailenin, yakın çevrenin güveni ve desteğidir.Kendi işletmesini açmak isteyenlere tavsiyem; önce mesleğin her detayını öğrenmeleri, mümkün olduğunca farklı kültürlerde ve farklı konseptlerde çalışmaları. Sadece iyi bir ürün veya güzel bir mekân yeterli olmuyor. İnsan yönetimi, finans, satın alma, pazarlama ve operasyon bilgisi de gerekiyor.Ve en önemlisi; işletme açmak bir özgürlük hikâyesinden çok bir sorumluluk hikâyesidir. Eğer yaptığınız işi gerçekten seviyorsanız ve uzun vadeli düşünüyorsanız, doğru zaman geldiğinde hayaller gerçeğe dönüşüyor.


