Fairmont Quasar Istanbul Genel Müdürü Cem Akşahin, uluslararası ultra lüks otelcilikte şekillenen kariyer yolculuğunu ve modern liderlik anlayışını anlatıyor. Lüksün değişen tanımından İstanbul’un uluslararası konumuna, misafir beklentilerinden sektörün geleceğine uzanan değerlendirmelerinde Akşahin, deneyim, özgünlük ve kişisel bağın giderek daha belirleyici olduğu yeni bir döneme ışık tutuyor.
Tourism Today / İstanbul
Genç bir yaşta, zorlu bir destinasyonda dünya markası bir otelin Genel Müdürüsünüz. Omuzlarınızdaki yük ve sorumluluklarınız bir hayli büyük. Sizi başarılı kılan şey nedir? Genç olmanız mı yoksa kuralları iyi bilmeniz mi?
Cem Akşahin: Kariyerimde benim için en belirleyici unsurlardan biri, doğru zamanda doğru yöneticilerle çalışmak ve doğru mentorlerden öğrenmek oldu. Kendimi geliştirmenin yalnızca farklı görevler üstlenmekten değil, her dönemde bana yeni bir bakış açısı kazandıracak insanlarla ve markalarla çalışmaktan geçtiğine inanıyorum. Yaklaşık 12 yıldır Accor’un ultra lüks segmentinde görev alıyorum. Bu süreçte Raffles Dubai, Raffles Istanbul, Raffles Doha ve Fairmont Doha gibi farklı pazarlarda, farklı kültürlerde ve farklı ölçeklerde ikonik projelerin parçası oldum. Özellikle Doha’da, Dünya Kupası öncesinde Katara Towers bünyesinde Raffles ve Fairmont markalarının açılış sürecinde görev almak, benim için çok önemli bir deneyimdi. Raffles Doha ve Fairmont Doha’nın Katar’ın simge yapılarından biri hâline gelen bu projede yer alması, hem açılış öncesi deneyimi hem de ultra lüks segmentte uluslararası ölçekte bir operasyonu yönetme açısından kariyerimde önemli bir dönüm noktası oldu. Bunun yanında Raffles Dubai ve Raffles Istanbul'da edindiğim deneyimler, ultra lüks misafir deneyiminin farklı pazarlarda nasıl şekillendiğini görmemi sağladı. Sonrasında Mandarin Oriental'da Otel Müdürü olarak görev almam ve bugün Fairmont Quasar Istanbul'un Genel Müdürü olarak yoluma devam etmem, farklı markaların ve liderlik yaklaşımlarının bana kattığı perspektiflerin bir sonucu. Ben kariyerimde hep aynı segmentte derinleşmeyi tercih ettim. Çünkü ultra lüks segment, detaylara verilen önem, hizmet kültürü ve misafir beklentilerinin sürekli gelişmesi nedeniyle insanı her gün yeniden öğrenmeye ve kendini geliştirmeye teşvik ediyor. Bugün geldiğim noktada, kariyerimde karşıma çıkan doğru yöneticilerin, mentorlerin ve markaların bana çizdiği yol haritasının çok değerli olduğuna inanıyorum. Benim için liderlik de bu öğrenme yolculuğunun devamı; doğru insanları dinlemek, deneyimlerinden faydalanmak ve edindiğim bilgiyi ekibimin gelişimine aktarabilmek.
Konaklama sektörü son 10 yılda ciddi bir değişim içinde. Oteller artık bir konaklama merkezi değil bir yaşam merkezi haline geliyor. Bu nedenle öncelikle bize Fairmont Quasar İstanbul’u tanımlar mısınız? Fairmont Quasar İstanbul, nasıl bir otel?
Cem Akşahin: Fairmont Quasar Istanbul'u yalnızca konaklanan bir otel olarak tanımlamak yerine, şehrin içinde yaşayan küçük bir dünya olarak görüyorum. Bugünün misafiri bir otele yalnızca geceyi geçirmek için gelmiyor; gastronomiyi, sağlıklı yaşamı, tasarımı, kültürü ve şehrin kendi ritmini aynı deneyimin parçası olarak yaşamak istiyor. Biz de bu anlayışla Aila'dan Ukiyo'ya, Marble Bar, Demlique ve Stations'a uzanan yeme içme alanlarımızı; Fairmont Spa Managed by Juspa'yı ve yıl boyunca devam eden kültür programımızı otelin doğal birer parçası olarak ele alıyoruz. Şişli Mecidiyeköy'deki konumumuz da bu deneyimi tamamlıyor. İş, kültür ve sosyal yaşamın kesiştiği bir noktadayız. Benim için Fairmont Quasar Istanbul'un asıl karakteri ise bütün bu unsurları öngörülü ve kişisel bir misafirperverlikle bir araya getirebilmesi. Amacımız bir kez uğranıp geçilen değil, tekrar tekrar dönülen, sakin ve kalıcı bir şehir adresi olmak.

Fairmont Quasar İstanbul'u İstanbul'daki diğer 5 yıldızlı lüks otellerden ayıran temel özellik nedir?
Cem Akşahin: Öncelikle Fairmont Quasar Istanbul, Fairmont'un 1907'ye uzanan köklü marka hikâyesini İstanbul'a taşıyan ilk flagship oteli; bu miras tek başına bizi özel kılan bir zemin. Bunun ötesinde bizi ayıran şey, tek bir adreste nadiren bir araya gelen deneyim zenginliği; Michelin Rehberi İstanbul seçkisinde yer alan ve Gault & Millau'dan iki kep (toque) almış modern Türk mutfağı restoranımız Aila'dan Boğaz manzaralı Ukiyo'ya uzanan beş ayrı restoran, 2.000 metrekarelik Fairmont Spa Managed by Juspa ve hamam. Restoranlarımız otel misafirinden bağımsız olarak şehrin seçkin kitlesini de çekiyor; bu da oteli yalnızca konaklanan bir yer değil, şehrin sosyal hayatının buluştuğu canlı bir merkez kılıyor. Deneyim odaklı lüksü de somut biçimde kurguluyoruz; bunun en güzel örneklerinden biri 'Baharat Yolu' adını verdiğimiz özel deneyimimiz. Akşam, Mısır Çarşısı kapılarını ziyaretçilere kapattıktan sonra misafirimizi yalnızca kendisine açılan bu tarihi çarşıya götürüyoruz; asırlık kubbelerin altında, bir baharat ustası eşliğinde safrandan sumağa, tarçından çaya uzanan kokulu bir yolculuğa çıkıyor. Yolculuk otele döndüğünde Aila'nın baharat kütüphanesinde sürüyor; misafir kendi harmanını hazırlıyor ve akşam, şefimizin bu baharatlarla kurguladığı özel bir tadım menüsü ve ud ezgileri eşliğinde tamamlanıyor. İşte bizi asıl ayıran şey burada gizli: her misafiri bir oda numarası değil, kendi hikâyesinin kahramanı olarak gören ve o hikâyeyi onunla birlikte yazan öngörülü, sıcak hizmet anlayışımız.
Fairmont gibi global bir lüks markada 'lüks' kavramı bugün nasıl değişiyor? Misafir artık pahalı bir oda mı, yoksa kendisine özel bir deneyim mi satın alıyor?
Cem Akşahin: Lüksün tanımı bugün maddi sahiplikten deneyime doğru belirgin biçimde kaydı. Misafir artık pahalı bir oda değil; kendisine özel olarak tasarlanmış, hafızasında kalacak bir deneyim satın alıyor. Oda konforu, hijyen, servisin kusursuzluğu ve kişiselleştirilmiş misafir deneyimi gibi unsurlar artık fark yaratan değil, olması beklenen asgari standartlar. Gerçek ayrıcalık ise misafirin kendini anlaşılmış ve önemsenmiş hissettiği o kişisel temasta; ölçülü, sessiz ve ona özel kurgulanmış bir deneyimde. Fairmont olarak biz de lüksü, sunulan hizmetin fiyatıyla değil, misafirin o deneyimden ayrılırken hissettiği duyguyla tanımlıyoruz.
Yeni nesil lüks misafir, oteli yalnızca konakladığı bir yer olarak değil; iyi hissettiği, sosyalleştiği, gastronomiyi ve bulunduğu şehri deneyimlediği bir yaşam alanı olarak görüyor. Son beş yılda gördüğüm en önemli değişiklik, misafirin çok daha deneyimli, bilinçli ve seçici hale gelmesi; artık standart bir hizmeti değil, kendisi için tasarlanmış kişiselleştirilmiş bir deneyimi bekliyor. Aynı zamanda markanın değerlerini, sürdürülebilirlik duruşunu ve kültürel samimiyetini de sorguluyor. Öne çıkan bir diğer güçlü eğilim ise sağlıklı yaşam; wellness artık tamamlayıcı bir hizmet olmaktan çıkıp seyahatin başlı başına amacı haline geldi ve bunun bir üst evresi olan, uzun ve sağlıklı yaşamı önceleyen longevity yaklaşımı giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu misafir için lüks, gösterişten çok anlam, özgünlük ve kişisel bağ demek. Dolayısıyla bizim işimiz de artık yalnızca kusursuz hizmet sunmak değil, misafirin hafızasında yer edecek bir duygu yaratmak.

2026 yılının sonuna doğru yaklaşıyoruz. 2025 yılı sizin için nasıl geçti, 2026 yılı nasıl ilerliyor. Geçen sene ile bu seneyi kıyaslarsanız hedef ve performansınızda nasıl bir değişim söz konusu?
Cem Akşahin: 2025 Eylül ayında göreve başladığımda, Fairmont Quasar Istanbul’un mevcut yapısını daha iyi anlamaya ve güçlü taraflarını daha da geliştirmeye odaklandığımız bir dönem geçirdik. 2026’da ise bu çalışmaların karşılığını daha belirgin şekilde gördüğümüz bir yıl geçiriyoruz. Eylül ayı performansımıza baktığımızda, otel gelirimiz 2025 yılının kapanış performansının yüzde 35’in üzerinde gerçekleşirken, doluluk oranımız da geçen yılın Eylül ayına kıyasla yüzde 25’in üzerinde bir artış gösteriyor. Bu gelişimi yalnızca rakamsal bir performans olarak değerlendirmiyorum. Genel misafir trafiğimizdeki artış, restoran ve diğer yaşam alanlarımızın performansı, otelimizin şehir içindeki bilinirliğinin güçlenmesi ve gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin çeşitlenmesi bu gelişimin önemli göstergeleri. Özellikle Aila ve Ukiyo gibi restoranlarımızın yalnızca otel misafirlerine değil, şehrin farklı kesimlerinden gelen misafirlere de hitap eden destinasyonlara dönüşmesi bizim için önemli. Bunun yanında gastronomi, wellbeing, kültür ve sosyal yaşamı bir araya getiren etkinliklerimizin artması, Fairmont Quasar Istanbul’un şehirle kurduğu bağı da güçlendirdi. Dolayısıyla 2026’ya yalnızca finansal performansın yükseldiği bir yıl olarak bakmıyorum. Misafir trafiğinden restoranlarımızın performansına, marka bilinirliğimizden etkinliklerimize kadar farklı alanlarda daha görünür ve daha güçlü bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Bizim için asıl önemli olan ise bu gelişimi sürdürülebilir kılmak ve her yıl Fairmont Quasar Istanbul’un üzerine yeni bir değer eklemek.
Oteller için öngörü çok önemlidir. Gelecek senenin nasıl geçeceğini öngörür ve buna göre de hedef belirlenirdi. Ama yaşanan gelişmeler nedeniyle son 5 yılda bunu yapmak pek mümkün olmuyor. Sürpriz seneler ve sezonlar yaşanıyor. Bu ortamda Fairmont Quasar Istanbul için hedefi nasıl belirliyorsunuz?
Cem Akşahin: Belirsizliğin arttığı dönemlerde hedef belirlemenin yalnızca rakamlara bakarak yapılabileceğine inanmıyorum. Elbette finansal hedefler önemli; ancak bunların arkasında sahayı doğru okumak, misafirin nasıl değiştiğini anlamak ve ekibin kapasitesini doğru değerlendirmek gerekiyor. Benim için burada en önemli şey, değişen koşullara rağmen markanın temel değerlerinden uzaklaşmamak. Bugünün misafiri değişiyor; beklentileri, seyahat alışkanlıkları ve lüks algısı dönüşüyor. Biz de bu değişimi yakından takip ederken Fairmont'un öngörülü ve kişisel misafirperverlik anlayışını koruyoruz. Bu nedenle hedeflerimizi tek bir senaryoya bağlı olarak değil, değişen koşullara uyum sağlayabilecek bir esneklikle ele alıyoruz. Sahadan gelen bilgiyi dinlemek ve gerektiğinde yönümüzü yeniden değerlendirmek, bugün her zamankinden daha önemli. Sonuçta iyi bir planın değeri, koşullar değiştiğinde de doğru karar verebilmekte ortaya çıkıyor.
Yeni kuşak çalışanları turizm sektöründe tutmak giderek zorlaşıyor. Otelcilik gençler için yeniden nasıl cazip bir kariyer haline getirilebilir? Bugün turizme yeni başlayan 20 yaşındaki bir gence Cem Akşahin ne tavsiye eder?
Cem Akşahin: Bu, sektörün en kritik meselelerinden biri ve çözümü gençlere bu mesleği bir 'iş' değil, gerçek bir kariyer yolculuğu olarak sunabilmekten geçiyor. Ben bu mesleğe en alt kademeden başlayıp her basamağı çıkarak genel müdürlüğe ulaştım; dolayısıyla otelciliğin ne kadar gerçek bir ilerleme alanı sunduğunu bizzat biliyorum ve bunu ekibime de göstermeye çalışıyorum. Gençleri elde tutmanın yolu, onlara net bir gelişim yolu, eğitim, sorumluluk ve kendilerini değerli hissettikleri güçlü bir kurum kültürü sunmaktan geçiyor. İnsanlar geleceklerini görebildikleri yerde kalıyor. Bir diğer önemli nokta da anlam; yeni kuşak, yaptığı işin insanların hayatına dokunduğunu hissetmek istiyor ve misafirperverlik tam da bunu sunan bir meslek. Bugün turizme yeni başlayan 20 yaşındaki bir gence ise öncelikle merakını kaybetmemesini ve öğrenmeye açık olmasını tavsiye ederim. Bulunduğu pozisyonu yalnızca bir görev olarak değil, kendisini geliştireceği bir başlangıç noktası olarak görmeli; farklı alanları deneyimlemekten, sorumluluk almaktan ve soru sormaktan çekinmemeli. Benim kendi kariyer yolculuğum da bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Bu sektörde sabır, emek ve sürekli gelişim, zaman içinde çok farklı kapılar açabiliyor.
İstanbul, kozmopolit bir dünya şehri. İstanbul’u tanımlamak zor. Profesyonel bir otelci gözüyle İstanbul hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Cem Akşahin: İstanbul, benim için Eurasia’nın başkenti olmasının ötesinde, geçmiş ile bugünün aynı anda yaşanabildiği eşsiz bir destinasyon. Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan konumu, binlerce yıllık tarihi ve bugün hâlâ canlılığını koruyan kültürel mirası, şehre dünyada çok az destinasyonda karşılaşabileceğimiz bir derinlik kazandırıyor. Profesyonel bir otelci olarak İstanbul'a baktığımda beni en çok etkileyen unsurlardan biri, bu tarihi mirasın yalnızca korunuyor olması değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak hâlâ deneyimlenebilmesi. Tarihi Yarımada'dan Boğaz'a, eski İstanbul'un karakterinden şehrin yeni ve dinamik yüzüne kadar her bölge, ziyaretçiye farklı bir İstanbul hikâyesi sunuyor. Geçmişimizi yaşatırken aynı zamanda şehrin çağdaş kimliğini geliştirmeye devam ediyor olmamız, İstanbul'u özellikle lüks seyahat açısından çok güçlü bir destinasyon hâline getiriyor. Bugünün lüks seyahat anlayışında misafirlerin beklentisi yalnızca konforlu bir konaklama değil; bulunduğu şehri gerçekten deneyimlemek, onun kültürünü, tarihini ve yaşam biçimini hissetmek. İstanbul bu açıdan son derece zengin bir potansiyele sahip. Tarihi Yarımada'nın mirası, şehrin yeni gelişen bölgelerinin enerjisi ve Boğaz'ın kendine özgü atmosferi bir araya geldiğinde, misafire tek bir seyahatte birbirinden farklı deneyimler yaşama imkânı sunuyor. Fairmont Quasar Istanbul olarak bizim için de bu çeşitliliğin içinde doğru noktada durmak önemli. Şehrin dinamik ve modern yüzüne yakın konumumuz sayesinde İstanbul'un yeni tarafını deneyimlerken, kısa bir yolculukla tarihi dokusuna ve kültürel mirasına ulaşabilmek; misafirlerimize İstanbul'un farklı yüzlerini keşfetme fırsatı sunuyor.







