Turizm Haberleri
TT29 Eylül 2026 Salı
TT29 Eylül 2026 Salı
İbrahim Birkan: “5 yıldızlı otel yatırımlarının çoğu ego yatırımıdır”

İbrahim Birkan: “5 yıldızlı otel yatırımlarının çoğu ego yatırımıdır”

6 dk okuma

Tourism Today - Tuncay Sevin

TYD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Birkan, Tourism Today’in sorularını yanıtladı. Türkiye’nin artık ikinci büyük turizm hamlesini yapması gerektiğini söyleyen İbrahim Birkan, yapılan 5 yıldızlı otelleri de eleştirdi. Birkan, “5 yıldızlı otel yatırımlarının çoğu ego yatırımıdır” dedi.

Türkiye turizmi hızlı bir gelişim gösterdi. Örnek gösterilen ve aynı zamanda eleştirilen bu gelişimi siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye turizmi gerçekten çok hızlı gelişti. Yurt dışında da bunu sıklıkla anlatıyorum. Dünya turizmi ortalama yüzde 4.1 ile büyürken Türkiye turizmde yüzde 10’lu büyüme rakamları yakaladı. Dünya ortalamasını üstünde büyüyen bir turizm ülkesi yok. Bu örnek alınacak bir büyümedir. Türkiye, en çok turist ağırlayan ülkeler içinde 6. sırada. Ortada hakikatten çok ciddi bir büyüme var. Bu kadar hızlı büyüyen bir sektörün sorunları da haliyle vardır. Türkiye turizmini haşin bir şekilde eleştiriyoruz. Bu büyümeyi kimse göz ardı etmemeli.

Stratejik yönetim alanında dünyanın önde gelen bilim adamlarından Michael Porter’ın meşhur kitabı “Ülkelerin rekabet anlayışı”nda; “Her ülkenin avantajlı yönleri vardır. Ülkeler bu avantajlı yönlerini belirleyerek ihtisaslaşmalıdır” der. Türkiye turizmde geç uyandı. Türkiye’nin en büyük rekabet avantajı olan sektörü turizmdir. Türkiye’nin petrolü turizmdir. Petrol biter ama turizm kötü kullanılmadığı takdirde bitmesi mümkün değildir. Türkiye’nin böyle bir avantajı var. Bazı ülkeler vardır bütün ekonomileri turizme bağlıdır. Jamaika ve Maldivler gibi. Jamaica, turizm için kullanılan bütün ürünleri yurt dışından temin eder. Türkiye ise bütün ürünlerini yüzde 100’ünü Türkiye içinden temin edebilir. Turist Türkiye’deki bir otelde et yediği zaman ucu Siirt’teki çobana kadar uzanır. Tekrar söylüyorum Türkiye’nin petrolü turizmdir. Bizim en büyük rekabet edebileceğimiz sektör turizmdir. Şu ana kadar yaptıklarımız güzel, başarımız ise ilerleyen yıllardaki başarılarımızın nişanesidir.

Verilen tahsis ve teşvikler sayesinde Türkiye’de ciddi bir turizm yatırımı yapıldı. Türkiye, turizm yatırımları anlamında bundan sonra neler yapmalı?

Türkiye turizmi neydi ne hale geldi. Türkiye turizmine Turgut Özal’ın çok ciddi bir katkısı vardır. Kendisi ile sık sık turizmin çarpan etkilerini konuşurduk. Başbakan olduktan sonra bu konulara önem verilmeye başlandı ve turizme büyük teşvikler verildi. Turizm bu teşviklerle inanılmaz bir hızla kalkındı.

Artık ikinci bir büyük turizm hamlesi için turizm mevzuatının yeniden yazılması lazım. Bu konuda çok ciddi teşvikler yapılmalı. 49 yıllık tahsisleri düşünün. Bu tahsislerin önemli bir kısmı tahsis sürelerinin yarısını doldurdu. Bu eski tesislerin yeniden yapılması gerekiyor. Çok değerli alanlarda yıpranmış tesisler var. Bu tesisler o dönemin şartlarına göre yapıldı. Bunların yıkılıp yeniden yapılması ya da ciddi modernizasyona tabi tutulması gerekiyor. Bu yatırımların fizibilitesini yaptığınız zaman ise geri dönüşü 25 seneyi buluyor. Bu yüzden yatırımcı için bu durum çok mantıklı değil. Bunun için de tahsis sürelerinin uzatılması gerekiyor. Bu süreleri uzatalım ki yatırım fizibıl olsun. Bu tahsis uzatılmazsa yatırım yapan insan otelini iyi kötü idare edecek ve 49 yıl sonunda devlete bir enkaz devredecek. Bunun bir anlamı yok. Bu tesisler tahsis edildiği vakit o dönem turizm anlayışı ve Türkiye turizmi farklıydı. Artık daha kapasiteli ve daha işlevsel oteller yapılmalı. Tahsis sürelerinin uzatılması ile bu yatırımlar yapılabilir. Tahsis sürelerinin yarısını dolduran yatırımcıların tahsisleri uzatılarak teşvik verilmeli. Bundan devlet de yatırımcı da karlı çıkar. “Süreni doldur çık” derseniz o tesis tahsis süresini doldurana kadar verimsiz bir şekilde kullanılacak. Üst iradenin bunu görmesi lazım ve tahsisleri uzatıp teşvik verilmesine olanak sağlamalı.

Otel yatırımları tüm hızıyla devam ediyor. Otel yatırımlarında doyuma ulaşan bölgeler mevcut. Bu durum hakkında neler söylersiniz?

Turizm yatırımları planlı yapılmalı. Burada devletin rolü önemli. Örneğin Antalya artık doyuma ulaştı. Bu bölgedeki mevcut tesisleri rehabilite ederek kalitesini arttırmalıyız. Böylece bu tesisleri daha fazla gelir getirir hale getirmeliyiz. Daha fazla otel yapmak çözüm değil. Ancak bazı akademisyen arkadaşlarımız şöyle söylüyor: “Otel dolulukları belli bir yüzdeye ulaşıncaya kadar otel yatırımlarını durduralım. Doluluk oranları belli bir orana geldiği zaman da yatırımlara yeniden başlayalım.” Bu çok düz bir mantıktır. Türkiye’de turizm yatırımlarını yaparken artık iklim değişikliği ve küresel ısınmaya da dikkat etmeliyiz. Bu konu hiç konuşulmuyor. Devletin ve yatırımcının bunu dikkate alması gerekiyor. Küresel ısınma ve iklim değişikliği dünyada çok ciddi sıkıntılar yaratacak. Önümüzdeki 20-30 yılda turizm sezonlarında kayma olacak. Türkiye’de Eylül ve Ekim aylarımız çok değerli aylar haline gelecek. Yatırım yaparken bunları da artık göz önünde bulundurmalıyız.

Yapılan yatırımları incelersek 5 yıldızlı otel sayımız hızla artıyor. Turizm yatırımcıları neden hep 5 yıldızlı otel yapıyor?

Bizdeki otel yatırımlarının çoğu ego yatırımıdır. “Ben 5 yıldızlı patronum 5 yıldızlı otel yaparım” diyorlar. Türkiye’de şöyle bir gerçek var: İnşaat maliyetlerinde de bir avantajımız var. Türkiye’de yapılan 5 yıldızlı otel İspanya’daki 5 yıldızlı otelden daha ucuza yapılabiliyor. Ayrıca asıl işi inşaat olup da konaklama sektörüne de yatırım yapan çok sayıda yatırımcı var. Çünkü şirketin elinde otel inşaatı için insan gücü, makine parkuru ve kullanılacak malzeme var. Bu durum otelin maliyetini geriye çekiyor. Ancak bizdeki yatırımlar da Avrupa’daki gibi daha aile otelciliği üzerine yapılmalı. 2-3-4 yıldızlı otel yatırımlarının da yapılması lazım. Daha küçük yatırımcılar cezbedilmeli. Herkes 5 yıldızlı otelde ailesi ile tatil yapamaz. 2-3-4 yıldızlı tesisleri tercih edecek potansiyeli de harekete geçirebiliriz.

5 yıldızlı oteller Her Şey Dahil’in yerini de sağlamlaştırıyor. Sizin Her Şey Dahil’e bakışınız nedir?

Her Şey Dahil sistemi için çok sert tartışmalar yapılıyor. Türkiye, Her Şey Dahil sistemini çok iyi uygulayan bir ülkedir. Türkiye’nin turizmdeki büyümesinin en önemli nedenlerinden biri Her Şey Dahil sistemini yeniden ayağa kaldırmasıdır. Rakiplerimiz de bu sisteme yeniden sarıldı. Her Şey Dahil, Yunanistan’da maliyetli. İşçilik ve yiyecek biz de daha uygun fiyatlarda. Bu sistem bize daha uygun. Her Şey Dahil sistemini müşteri istiyor. Bunu yapmak durumundayız. Bundan çok şikayetçi olmamak lazım. Her Şey Dahil’i kötü uygulayan oteller var ama bunu genelleyerek Her Şey Dahil’i eleştirmek çok da doğru değil.

Otellerimizin çevreye ve doğaya karşı saygısı artıyor. Çevreye saygı, bir pazarlama stratejisi olarak mı kullanılıyor?

Turizm için çevre ve doğa büyük bir öneme sahiptir. Çevreci olmak pazarlama için de bir artıdır. Dünyada 50’ye yakın çevre sertifikası var. Oteller bunu müşteri ve pazarlama aracı olarak da kullanıyor. Buna da razıyız. Ama bu işte samimi olmak daha önemli. Çevreci, daha az enerji ve kimyasal madde kullanandır. Sisteminizi buna göre kurarsanız çok güzel olur. Günümüzde çok tanınmış mimarlar yaptıkları binalarda aynı hatayı yapıyorlar. Güneş eğrisini bile dikkate almıyorlar. Güneşi kullanarak çok şey yapabilirsiniz. Cirolarda enerji maliyetleri yüzde 4-5 gibi bir oranda yer tutuyor. Enerji artık ciddi bir maliyet kalemidir. Suyu dönüştüren ve bu suyu kullanabilen oteller yapılmalı. Yeşil Yıldız da çok önemli. Yeşil Yıldız için teşvik verildiği için yatırımcı yöneliyor. Ama yatırımcılar öncelikle işletme maliyetlerinin düşmesi için bunu düşünmesi lazım.

Önümüzde artık bilgiye çabuk ulaşan bir tatilci jenerasyonu var. Bu jenerasyon için neler yapılmalı?

Tatil yapan jenerasyon hızla değişiyor. Yeni jenerasyon bilgiye çok kolay ulaşabiliyor. İletişim kaynaklarını iyi kullanabiliyorlar. Bu jenerasyona tesisini iyi anlatan çok ciddi avantaj sağlar. Daha etkin bir pazarlama yapmak lazım. Artık teknolojiyi daha iyi kullanmalıyız.

Türkiye iç pazarına da dikkat çekmek isterim. Türkiye’deki otellerin yüzde 25’inde Türkler kalıyor. Bu oranı yüzde 30’a yüzde 35’lere çıkarmamız lazım. Türkiye’de okulların bölgesel olarak değişik tarihlerde açılıp kapanması gerekiyor. Yazın en hareketli günlerinde okullar açılıyor. 15 günlük farklılıklarla okullar açılıp kapatılmalı ki insanlar ona göre tatil yapsın. İç pazar çok büyük bir öneme sahip. Elimizin altındaki bu potansiyeli çok iyi korumamız lazım. Kriz anlarında iç pazar çok önemli bir kurtarıcıdır.

Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

Booking'e savaş açtılar
Otel

Booking'e savaş açtılar

Otelciler Kooperatifi Başkan Yaşar Yavuz, “Booking.com sitesi tekel olarak, haksız rekabet kurallarını çiğniyor ve Türkiye’de de herhangi bir vergi ödemeden, haksız kazanç elde ederek, otelcilerin…

Tourism Today haber arşivi 2015
Otel

Konaklamalar azaldı

Bir süredir çeşitli yönleri ile tartışılan yabancıların otel vb. konaklama yerleri dışında ev kiralayarak buralarda yaptığı konaklamalar hem sayı hem de geceleme olarak azaldı.

Tourism Today haber arşivi 2015
Otel

Megakentte otelcilik bitiyor mu?

Turizm Bakanlığı’na göre turist sayısı artıyor ama otelciler talep yokluğundan fiyatları düşürüyor. Başkan Timur Bayındır otelcilerin şikâyet halinde olduğunu belirtti.