Turizm Haberleri
TT29 Eylül 2026 Salı
TT29 Eylül 2026 Salı
Tourism Today haber arşivi 2013

Yusuf Hacısüleyman: “Türk konaklama sektörü yol ayrımında”

7 dk okuma

Tourism Today / Tuncay Sevin Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Antalya Tanıtım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Tourism Today’a önemli açıklamalarda bulundu. Tourism Today’in sorularını yanıtlayan Yusuf Hacısüleyman, Türk turizminin sorunları ve çözüm önerileri hakkında fikirlerini paylaştı. Öncelikle bize bir sezon değerlendirmesi yapabilir misiniz? 2013 turizm sezonu beklentileri karşıladı mı? Türkiye turizmi, “Sayısal olarak başarılı bir yıl geçirdi” diyebiliriz. Ancak ortalama fiyatta düşüş var mı? Evet, var. Otel yatırım bazında değerlendirirsek; artan kapasitesinden dolayı doluluklarda azalma var mı? Evet, var. Bu azalma da tesise göre değişiyor. Ancak ortalamaya bakarsak azalma söz konusudur. Türkiye’ye gelen turist sayısı artmış, ancak herkese yetmemiş. O yüzden sezonu değerlendirirken biz turizmciler şöyle yaparız: Yılı kapattığımızda elde ettiğimize bakarak “Bu yılı şu şekilde geçirdik” deriz. Çünkü turizmde yarın ne olacağını bilmiyoruz. Yarının planlaması yok. Türkiye turizmcileri olarak planlama yapmamaya alıştık. Neden planlama yapamıyorsunuz? Çünkü yaptığımız plan ile ülkenin gerçekleri tutmuyor. Bu, bizim beceriksizliğimizden kaynaklanan bir durum değil. Turizmin o kadar çok bileşeni var ki, o bileşenlerden birisi dahi gerçekleşmediği zaman, yaptığımız plan da gerçekleşemiyor. O yüzden plan yapmıyoruz, yapamıyoruz. Bu durumu Türk turizminin hala gelişmeye devam etmesi ile ilişkilendirebilir miyiz? Hayır, bu durum ülkenin gerçekleri ile ilgili bir durum. Biz Türkiye’nin dışında yaşamıyoruz. Bu tesisler, Türkiye’nin dışında her türlü politik söylemden arınmış, bulundukları coğrafi konumun sorunlarından arınmış bir harikalar diyarında yer almıyor. Bu tesisler, bu ülkenin sınırları içinde, para piyasalarının sürekli değiştiği ve değişebileceği bir merkezde, övündüğümüz Avrupa ve Asya’nın arasında yer alıyor. Köprünün her iki yakadaki ayakları değişik sebeplerden etkilenebiliyor. Etkilenmeye de devam edecektir. Türk turizmi söylediğiniz bu koşullar çerçevesinde başarılı mı? Başarılı gözüküyoruz. Ülkenin turizm geliri anlamında çok başarılıyız. 10 yıl önce ortada olmayan turist sayısı ve turizm geliri var. Otellerimiz sabit yatırımlardır. Sabit yatırımın yerini değiştiremezsiniz. Bu yatırımı alıp “Karayiplerde turizm iyiymiş oraya gidelim” diyemezsiniz. Bekliyoruz burada. Beğenilmeyi bekliyoruz. Yatırımcı bu aşamadan sonra memnun değil. İşletmeci bu aşamadan sonra memnun değil. O yüzden siyasi otoriteler turizm iyi gidiyor dediği zaman biz susuyoruz. Dışı seni içi beni yakar. Evet, turizm geliri ve ülkeye girişler artmış. Her giriş gelir demektir. İster 10 TL, ister 100 TL. Turizmde başarı var mı? Evet, var. Türkiye’de olmayan bir sektör 30 yıl içinde yaratıldı. Dünya sıralamasına bile girildi. Bu durum bilinirliliğin devamında ülkeye siyasi bir saygı da katıyor. Dünya siyasetinde size saygınlık kazandırıyor. Sempati kazandırıyor. Başarılı mıyız? Evet, başarılıyız. Dediğiniz gibi yatırımcılar ve turizmciler 30 yılda Türkiye’ye olmayan bir sektör kazandırdı. Bu sektörün daha da gelişimi için neler yapılabilir? Turizmde tesis ve şehir olarak yapabileceklerimiz var. Ama bütün bunlar üst kimlikle ilgili. O da Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili olan imajın ne seviyede olduğudur. Biz bir turistik bir de ülke imajından bahsediyoruz. Turistik imajımızda düzeltilebilecekler, bölgesel politikalarla yapılabilir. Şehircilik anlamında imar planını değiştirirsiniz, daha güzel yeşil alanlar yaratırsınız, betonlaşmayı önlersiniz. Bunlar mümkün olacak şeyler. Turistik anlamda düzeltilebilecek şeyleri yapabiliriz. Otel olarak yüz ağaç daha dikebiliriz. Çevremize daha saygılı olabiliriz. Bunları yapabiliriz. Zaten şu an Türkiye’ye turistin gelmesini engelleyecek bir turistik imaj sorunumuz yok. Denizle, güneşle, hizmetle ilgili bir sorunumuz yok. Turistik imajın sorunu yok derken ana başlıklarda sorunumuz yok. Ama tabi ki düzeltilecek sorunlar var. Bu sorunlar da yöresel olarak düzeltilebilecek şeyler. Ama ülke imajına gelince bu durum ülkenin dış ve iç politikası ile ilgilidir. Bizim ona etkimiz ancak sözel bazda olabilir. Bakanlar Kurulu’nun turizm gündemi ile toplanmasını istemenizin nedeni bu olabilir mi? Bir ülkenin önemli ayaklarından bir tanesi turizmse, tekstilse, otomotivse, Bakanlar Kurulu’nun, bu tarz önemli ayaklarla ilgili özel gündemle toplanması lazım. Ailede çocukların bir sorunu varsa Anne ve Baba toplantı yapar ve sorunu belirler. Daha sonra da en mantıklı çözümü uygular. Bakanlar Kurulu da aynı şekilde toplanmalı ve bu ülke için önemli sektörleri tek tek ele almalı. Bakanlıklar, “turizm politikamıza nasıl katkı sağlarız” diye fikir alışverişinde bulunmalı. Her bakanlığın bir şekilde turizmle bir ilişiği var. Sonuç olarak bunu ülke ekonomisi için yapacaklar. Biz otel olarak 5 ülkede potansiyelimizi, dolayısıyla o ülkelerden aldığımız ziyaretçi sayılarını nasıl arttırırız ona bakıyoruz. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Türkiye’de maalesef rahmetli Turgut Özal’dan beri bu yapılmadı. Ben ülkemizin turizme daha fazla önem vermesi gerektiğine inanıyorum. Turizm kendi ayakları üzerinde durabiliyor ancak bu önemli değil. Önemli olan, ülkenin turizm gelirlerinin artmasını sağlamaktır. Turizm sonuçta hizmet ihracatıdır. Gelen insana bu hizmeti veriyoruz. O da bu hizmeti burada tüketiyor. Hizmet anılarla ihraç oluyor. İnsanlar ülkelerine anılarını alıp götürüyor ve orada bu anıları bizim adımıza pazarlıyorlar. Biz tatil mutluluğunu ve anılarını ihraç ediyoruz. Bu da Türk mallarına sempati uyandırıyor. Turist ülkesine döndüğünde, örneğin İngiltere Londra’da üzerinde “Made in Turkey” yazan bir tişört gördüğü zaman sempati duyuyor. Türk turizminin en önemli sorunlarından biri eleman sıkıntısı. Bu sıkıntı yine ülkenin turizm politikası ile çözülebilir mi? Evet, eleman eksikliği var. Turizm, mevsimsel bir özellik taşıyor. İnsanlar 6 ay işsiz kalıyor. Bugün hangi aile 6 aylık gelirle 12 ay geçinebilir? Devlet politikalarının burada devreye girmesi gerekiyor. Çalışma Bakanlığı’nın “Bu insanlara nasıl 12 ay gelir elde etme olanağını sağlarım” diye düşünmesi lazım. Bu bizim sorunumuz olmamalı. Turizmin önemi ile ilgili algı siyasi otoritede de oluşmalı. Çalışanın gülmesini istiyoruz. Nasıl gülsün? 6 ay sonra işsiz kalacağını bilerek çalışıyor. Geçinmek zorunda. 6 ay ne yapacak? İşletmeciler kâr ettikleri sürece personeli ellerinde tuttular. 15 yıldır da “artık tutamayacağız” diye dile getiriyorlar ve hatta bağırıyorlar. Ama duyan olmadığı için, onlar da “artık tutamıyoruz” diyorlar. Artık tutamıyoruz. “Her koyun kendi bacağından asılır” atasözünden yola çıkarak kendi çözümümüzü üretmeye çalışıyoruz. Türk turizmine dışarıdan baktığınız zaman her şey güllük gülistanlık görünüyor. İçine girince de birçok sorun ile karşılaşıyoruz. “15 yıldır otelciler bağırıyor” dediniz. Turizmciler buna ne kadar sabır gösterecek? Türk konaklama sektörü yol ayrımında. Ama bu yol ayrımı sermaye anlamında bir yol ayrımı değildir. Sorunları çözme anlamındadır. Antalya Tanıtım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanısınız. Türkiye ve Antalya kendisini doğru bir şekilde tanıtabiliyor mu? Sayılar doğru tanıtım yapıldığını gösteriyor. Daha iyi tanıtım yapılabilir mi? Evet, yapılabilir. Her şeyin daha iyisi yapılabilir. Türkiye tanıtımının doğru şekilde yapılmadığı yönünde eleştiriler var. Ancak eleştiri yaparken gerçekten somut bir öneriniz varsa eleştiri yapmalısınız. “Şöyle yaparsak daha iyi olur” demelisiniz. “Böyle tanıtım mı olur” diyenler önerisini de sunmalı. Çünkü bu tanıtımların nasıl şartlar altında yapıldığını bilmiyorlar. Herkesin tanıtım konusunda muhakkak söyleyecek bir şeyi vardır. Broşürü kırmızı renkte yaparsınız “Keşke sarı olsaymış” diyorlar. Benim tanıtımda gördüğüm eksiklik şudur: her toplumun reaksiyon gösterdiği kültürel ögeler olabilir. Bunları araştırmalarla yani o ülkelerde kamuoyu yoklamaları yaparsak belki daha uygun resimler, daha uygun sloganlar, renkler ve dönemler belirleyebiliriz. Buna kaynak ayırmıyoruz. Bilmediğimizden değil, kaynak ayırmıyoruz. Deniz, kum ve güneşin yoğun olarak tercih edildiği yaz ayları dışında hangi turizm kollarını harekete geçirmeliyiz. Kış turizmi hakkında ne düşünüyorsunuz? Pazarlama anlamında kış turizminde çok gerideyiz. Kış turizmi için çok zengin bir potansiyele sahibiz. Türkiye’nin yaz ayları kadar kış turizmini geliştirmesi söz konusu olmayabilir ama yaz turizminin yarısını kış turizminden de elde edebiliriz. Dediğim gibi potansiyelimiz var. Kar yağan ve kayak yapılabilecek o kadar çok yerimiz var ki sıralamakla bitmez. Antalya’ya rahatlıkla 12 milyon turist geliyorsa, bu potansiyel aynı uçak mesafesi ile kayak merkezlerimize de ulaşabilir. Yeni pazarlar aramaya gerek yok. Mevcut pazarlarda çalışmalar yapsak yeter. Rusya’ya göre Avusturya bizden daha uzak. Ruslar kış aylarında Türkiye’ye çekilebilir. Almanlar, Avusturya’ya araba ile gidiyorlar. Ancak Almanlar için Türkiye kışın yeni bir destinasyon ve heyecan olabilir. Bu konuda da politik bir desteğe ihtiyaç var. Biz birçok pazarla ve turizm öğesi ile çeşitlendirme için uğraşabiliriz ama bunların içinde kayak turizmi daha ön planda. Ülkemizde 3 ay kar garantisi olan bölgelerimiz var. Kar kalitesi de çok yüksek. Bu kayak merkezlerinde yapılacak şey alt yapıları tamamlamak ve şehirlerin cazibesini arttırmaktır. Şehirlerimizi turizmin içine dahil edemiyoruz değil mi? Şehirler turizm için çok önemlidir. İnsanlar sırf deniz, kum, güneş var diye Antalya’ya gelmiyor. Belki farkında değiliz ama eksikleri ve hataları olsa da Antalya’da büyük bir şehir var. Turistlerin şehre inmediği söyleniyor ancak bu doğru bir düşünce değil. Otellerde kalan turistler tatil süreleri boyunca bir ya da iki kere Antalya şehir merkezine iniyorlar. Eğer şehirdeki cazibe merkezlerini arttırırsak turist şehirde daha fazla görünecektir. Antalya’da bir akvaryumun açılmış olması bu kapsamda ciddi bir gelişmedir. Çalışmaları devam eden bir Expo alanımız var. Bu alan düzgün tutulursa ve ziyaret edilebilecek bir cazibeye sahip olursa insanlar oraya gidecektir. Bu tür temalı parklar yapılırsa şehrin cazibe merkezleri artar. AVM’ler de ayrı birer cazibe merkezidir. Antalya’da uçuşların yetersiz olması yönünde özellikle THY’ye eleştiriler var. Uçuşlar konusundaki fikirleriniz nedir? THY zor durumda. THY, ticari mi düşünmeli yoksa ülkeyi temsil mi etmeli iki arada kaldı. Bu iki gerçek arasında gidip geliyor. Ama Antalya’da daha çok ticari açıdan düşünüyor. Antalya’da “Ticari anlamda zarar ederim” diyor. Ama bu bölgenin de konforlu seyahat imkânlarına ihtiyacı var. Bir süre bu çaba zarar getirebilir ama sonradan kâr getirecektir diye düşünüyoruz. Ama ben bu noktaya da fazla takılmıyorum. Evet, olsa iyi olur. Olmasa ne olur? Geçtiğimiz ay Münih’ten Antalya’ya uçtum. SunExpress’in uçuşu vardı. Başka bir uçuş var mı diye baktım. Evet, vardı; Lufthansa’nın Münih-Antalya Business Class direkt uçuşu vardı ve ağzına kadar da doluydu. THY yapmazsa başkaları bu boşluğu doldurur. Asıl önemli olan tarifeli seferle gelmeyi arzu edecek talebi yaratmaktır. Talebi yaratırsanız bir şekilde biri o uçuşu koyacaktır.

KategoriOtel
Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

Tourism Today haber arşivi 2013
Otel

Grand Pasha kapılarını açtı

Geçtiğimiz Kasım ayında açılan Grand Pasha Girne, Akdeniz’in incisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 5 dönümlük geniş bir arazide hizmet veriyor....