Turizm Haberleri
TT29 Eylül 2026 Salı
TT29 Eylül 2026 Salı
Oya Narin: “Marmaris, Türkiye’nin turizmdeki marka değerini yükseltiyor”

Oya Narin: “Marmaris, Türkiye’nin turizmdeki marka değerini yükseltiyor”

6 dk okuma

TTYD Başkanı Oya Narin, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden Marmaris'te Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB) tarafından bu yıl ilk kez organize edilen ‘Uluslararası Karya Vizyon Turizm Buluşması’na katıldı.

T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Muğla Valisi İdris Akbıyık ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın da yer aldığı buluşmanın açılış konuşmalarında, Türkiye turizminin gelecek vizyonuna dair önemli değerlendirmelerde bulunuldu. TTYD Başkanı Oya Narin, açılışta yaptığı konuşmada Türkiye turizm sektörünün iki büyük stratejik atılımın ardından üçüncü büyük dönüşüm dönemine girdiğini vurguladı. Narin, “Bu yeni dönemde nitelikli ve sürdürülebilir büyüme, yatırım çeşitliliği ve destinasyon bazlı gelişim öncelikli hale geliyor” dedi.

Oya Narin ayrıca Marmaris ve genel olarak Karya Bölgesi’nin, bu dönüşüm vizyonunun öncüsü olabileceğini belirtti. Bölgenin doğal güzellikleri, yat turizmindeki gücü, kültürel mirası ve Karya Yolları Antik Patikası gibi projelerle farklılaşan bir turizm modeli sunduğuna dikkat çekti.

TTYD Başkanı Oya Narin açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Türkiye ekonomisinin en büyük taşıyıcı kolonlarından biri olan sektörümüz, turizm yatırımcılarımızın çabaları ve devletimizin katkılarıyla 2024 yılında 62,2 milyon turist ağırlayarak 60,5 milyar dolar gelir elde etmiştir. Bu başarıyla, dünya genelinde gelen turist sayısında 5. sırada yer alırken, turizm gelirlerinde de 7. sıradaki konumumuzu koruduk. Bugün sektörümüz, doğrudan ve dolaylı olarak 1,5 milyondan fazla kişiye istihdam sağlamakta; cari açığa 56,3 milyar dolarlık net katkı sunmakta ve ülke ekonomisine döviz girdisi, istihdam yaratma ve bölgesel kalkınma alanlarında stratejik bir rol üstlenmektedir.

Turizmin stratejik rolü göz önünde bulundurularak, Orta Vadeli Program'da turizm gelirlerinin 2025 yılında 64 milyar dolar, 2026 yılında 69 milyar dolar, 2027 yılında ise 74 milyar dolara ulaşması hedeflenmiştir. Bu hedefler doğrultusunda sektörel çeşitliliği artırmak, yeni pazarlara ulaşmak ve turizmi 12 aya yaymak büyük önem taşımaktadır.

Türk turizminin büyük başarısının temeli, planlı ve stratejik hamlelerle atılmıştır. 1982 yılında 2634 Sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile başlayan ilk stratejik hamle dönemi; kamu-özel iş birliğiyle yatırımların teşvik edildiği ve altyapının güçlendiği bir atılım süreciydi. Turizmde daha evvel yatırım yapmamış olan yatırımcılar, sağlanan arsa tahsisleri, teşvik ve finansman avantajları sayesinde dünya çapında yatırımlara paralel ve büyük yatırımlar yaptılar. Dünya tarafından gıpta ile izlenen bu yatırımlar ile; 1981’de 58 bin olan nitelikli yatak sayımız 1999’da 350 bine ulaştı ve Türkiye, gerçek anlamda dünyada önemli bir turizm destinasyonu oldu.

2000’li yıllar itibarı ile Turizmimizin ikinci stratejik hamle dönemi başladı. Bu dönemde, turizm ve ülkemiz için gerekli olan havayolu ve ulaştırma yatırımları, yeni nesil konaklama tesisleri ve tanıtım faaliyetleriyle Türkiye dünya sıralamasında ilk beş destinasyon arasına girdi. Ancak, turizmin bu ikinci hamle döneminde başrolü ‘tanıtım’ aldı.

Bu bağlamda sektörümüzde sürdürülebilirliği de ayrıca vurgulamak istiyorum. Sürdürülebilirlik artık sadece bir çevre politikası değil, turizm sektörümüzün büyümesini yönlendiren temel bir kalkınma vizyonudur. Türkiye, bu alanda çok kıymetli bir örneği 1989 yılında, dünyada nadir görülen bir şekilde hayata geçirmiştir. Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı eliyle, ülkemizin hassas doğa alanlarını korumaya yönelik olarak belirlenmiş 19 adet ÖÇK bölgesinin sürdürülebilir şekilde yönetilmesi amacıyla önemli çalışmalar yürütülmektedir. Bu yaklaşım, doğal mirasımızı turizmle uyumlu bir biçimde yaşatma iradesinin somut göstergesidir.

Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve TGA’nın öncülüğünde geliştirilen Türkiye Sürdürülebilir Turizm Endüstri Kriterleri, tüm paydaşların katılımıyla şekillenmiş ve sektörümüz için bağlayıcı hale gelmiştir. Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) iş birliğiyle uygulamaya alınan Sürdürülebilir Turizm Sertifikasyon Programı, Türkiye’nin uluslararası rekabette elini güçlendirmiştir.

Bugün 567 mavi bayraklı plaj ile dünya üçüncüsüyüz. Ancak bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için yalnızca çevresel değil; ekonomik ve sosyal alanlarda da bütüncül bir dönüşüme ihtiyaç duyuyoruz. Kısacası; sürdürülebilirlik, çevresel duyarlılığın ötesinde bir anlayıştır. Sağlık, doğa, kültür ve yerel kalkınmayı kapsayan bu yeni dönem, Türkiye’yi yalnızca rakamlarla değil, değerleriyle de öne çıkaran bir turizm ülkesine dönüştürmektedir.

Bugün ise yeni bir eşikteyiz. Küresel turizm ekosistemi, 2033 yılına kadar 15,5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşacak. Ancak bu büyüme, yalnızca nicelikle değil, nitelikle anlam kazanacak. Turizm artık sürdürülebilirlik, çevresel hassasiyet, deneyim odaklılık, dijitalleşme ve farklılaşma ile şekilleniyor. Ve Türkiye’nin bu dönüşüm sürecinde yerini koruyabilmesi ve hatta turizmde lider ülke konumunu hedeflemesini kararlılıkla hayata geçirmesine bağlı.

Küresel rekabetin arttığı, turist beklentilerinin hızla değiştiği bu yeni hamle dönemi; Yatak kapasitesinin güncellenmesi ve artırılmasını, Rezidans konaklama modelinin devreye alınmasını, Sağlık turizmi, 3. yaş turizmi gibi alanlarda turizm çeşitliliğini zenginleştiren dönüşüm planlarının hayata geçirilmesini, Anadolu’nun dört bir yanındaki özgün destinasyonların turizm haritasına katılmasını, ve tüm bunları destekleyen finansman modelleriyle yeni yatırımların önünün açılmasını gerektirmektedir. İşte bu bağlamda Karya, yalnızca bir bölge değil, bir simge haline geliyor.

Karya Bölgesi, 1980’li yıllardan itibaren Türkiye’nin Akdeniz ve Ege havzasındaki en önemli tatil beldelerinden biri haline gelmiştir. Ancak aslında doğası, denizi, tarihi, gastronomisi ve özellikle deniz turizmindeki potansiyeliyle çok daha fazlasını da sunabilecek niteliktedir. Muğla ilimiz Türkiye’de en uzun kıyı şeridi olan şehrimizdir. Türkiye’nin en büyük yat bağlama kapasitesine sahip kıyılarını barındıran bu bölgede Netsel Marina, Martı Marina, D-Marin, Bodrum Milta Marina ve Setur Marina gibi güçlü altyapılarla Doğu Akdeniz’in en önemli deniz turizmi merkezlerinden biridir. Bu sayı, Türkiye’nin toplam bağlama kapasitesinin de yaklaşık yüzde ellisine denk gelmektedir.

Marmaris, sahip olduğu doğa, tarih ve denizle yalnızca bir tatil beldesi değil; Türkiye’nin turizmdeki marka değerini yükselten çok yönlü bir cazibe merkezidir. Bugün ülkemizin en büyük yat kapasitesine sahip bu eşsiz coğrafyası, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, sunduğu yüksek katma değerle de öne çıkmaktadır. Türkiye’nin toplam yat bağlama kapasitesinin %20’sine ev sahipliği yapan Marmaris, deniz turizminin merkez üslerinden biri konumundadır. Deniz turizmini ayrıca vurgulamamızın en önemli nedenlerinden biri her bir yat misafirinin kişi başı bıraktığı gelirin, geleneksel konaklama sektöründeki turistin bıraktığı harcamanın en az beş katına tekabül etmesidir. Bu veriler Marmaris’i yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir turizm modeliyle Türkiye'nin yeni turizm vizyonunda stratejik bir konuma taşımaktadır.

Ancak Marmaris’in değeri yalnızca bugüne ait değildir. Antik Karya medeniyetinin denize açılan kapısı, kadim liman kenti Physkos’un mirasçısı olan bu topraklar; Amos’tan Loryma’ya, Cedrae’den Hydas’a kadar pek çok antik kentle bizi tarihin içinden bugüne bağlar.

2021 yılında yaşadığımız büyük yangın felaketi sonrasında TTYD, GETOB ve MTO olarak Marmaris Belediyesi ve Marmaris Kaymakamlığı iş birliğinde “Yeniden Marmaris” başlığıyla bir dönüşüm vizyonu ortaya koymuştuk. Bu vizyon, Marmaris’in doğasını koruyarak yeniden ayağa kalkmasını, kitle turizminin çok daha ötesine geçerek, niş, sürdürülebilir ve dört mevsime yayılmış bir Ege Turizmi modeline dönüşmesini hedefliyordu. Bu projede Marmaris için daha güçlü, daha sürdürülebilir bir yol haritası da çizdik. Deniz turizmi, kültürel miras, gastronomi, doğa sporları, eğitim ve sanat gibi alanlarda Marmaris’in potansiyelini açığa çıkarmayı amaçladık.

Bu kapsamda Marmaris’in: Deniz ve yat turizminde daha üst segmente hitap eden yatırımlarla büyümesi, Doğal ve kültürel varlıklarının korunarak bir "yaşam parkına" dönüştürülmesi, Karia (Karya), Physkos, Loryma (Bozukkale), Amos, Cedrae, Hydas, Erine, Castabus (Pazarlık), Saranda (Söğüt), Bybassios, Euthenna (Altınsivrisi), Phoenix, Tymnos antik kentlerinin koordineli bir şekilde yürüyüş yolları ile birbirine bağlanarak Karya Yolları Antik Patikası’nın oluşturulması, Gastronomi, doğa sporları ve kültür rotalarıyla zenginleşmesi, Karya'nın tarihsel mirasını dünyaya tanıtan bir vizyon filmiyle global farkındalık yaratmasını, turizmin yeni çağında Türkiye’ye değer katacak stratejik adımlar olarak önermiştik. Bugün Marmaris dışarıdan bakıldığında, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve canlı turizm hayatıyla dikkat çeken bir destinasyon olarak algılanıyor. Özellikle İngiltere ve Rusya gibi ana pazarlarda güçlü bir imajı var. Ancak bu güçlü imajı, sadece mavi yolculukla sınırlı kalmadan, Marmaris’in sunduğu çok yönlü deneyimlerle daha da derinleştirmek durumundayız. Çünkü Marmaris’i gerçek anlamda bir marka yapan şey yalnızca koyları ve marinaları değil; bu toprakların hikâyesi, doğayla uyumu, kültürle kurduğu bağ ve geleceğe dönük vizyonudur.

Bu vizyonla Marmaris’i sadece bir tatil noktası değil, Türkiye’nin yeni turizm çağının başrol oyuncularından biri olarak konumlandırmak mümkün. Bu dönüşüm için kamu, özel sektör ve yerel yönetim iş birliğinin güçlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu çerçevede Karya’nın pilot bölge olarak seçilmesi ve yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu bölge, aynı zamanda Türkiye’nin turizmdeki geleceğini de temsil etmektedir. TTYD olarak Türkiye’nin turizm gelirlerini 2033’e kadar 132 milyar dolara çıkarma hedefiyle yola çıktık. Bu yolda bölgelerimizin özgün hikâyelerini anlatacak yeni destinasyonlara, güçlü yatırımlara ve iş birliklerine ihtiyacımız var. Karya bölgesi bu hikâyenin önemli duraklarından biri.
Bugün burada, bu dönüşümün ilk adımlarını birlikte atıyoruz. Hepinizi bu vizyonun bir parçası olmaya davet ediyorum. Karya’dan ilhamla, Türkiye’nin yeni turizm çağını hep birlikte yazacağımıza yürekten inanıyorum.

Bu değerli buluşmaya ev sahipliği yapan GETOB’a ve Sayın Cengiz Aygün’e şükranlarımı sunuyor, katkı veren tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyorum.”

Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

AKTOB üyeleri Megasaray Westbeach’te buluştu
STK

AKTOB üyeleri Megasaray Westbeach’te buluştu

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nin (AKTOB) Nisan ayı geleneksel öğle yemeği turizmci iş insanı Kemal Şahin’in ev sahipliğinde Megasaray Westbeach’te gerçekleştirildi.