Tourism Today / Tuncay Sevin Turist rehberlerinin önemine de vurgu yapan Zeki Apalı, ““Rehberin Türk turizmine katkısı görünenin çok ötesinde” dedi. Geçtiğimiz aylarda TUREB’in yeni başkanı oldunuz. İlk yapacağınız çalışmalar neler olacak? ‘Geçmişte şu vardı bu vardı’ demiyoruz. Sıfırdan başlayacağımız için her şeyin düzgün çalışacağı bir yapı ortaya çıkarmak istiyoruz. Çünkü biz bugün varız yarın yokuz. Bizden sonra gelecek insanların sağlıklı bir yapının üzerinde ilerlemeleri lazım. O yüzden özellikle hukuki konulara vakıf çalışan bir personel oluşturma çabasındayız. Gerek bürokratik gerek kuruluşlarla inanılmaz bir yazışma trafiğimiz var. Düzgün bir kayıt ortamı sağlanması önemli. Geçmişte olmayan ama birliğin yapısı içinde Yönetim Kurulu’na değil Genel Kurula bağlı bir Disiplin Kurulu var. Bu Disiplin Kurulu, Genel Kurulu üyeleri içinden üç, dışarıdan 2 tane hukukçunun seçildiği bir kurumdur. Onların incelediği dosyalar var. Bunların işleyişinin düzgün yapılması gerekiyor. Bunun için sağlam bir yapı oluşturma derdindeyiz. TUREB’in merkezini İstanbul’dan Ankara’ya taşıdınız. Neden Ankara? Seçim esnasında İstanbul, Antalya ve Ankara tartışmaları oldu. Bunlardan Ankara ve İstanbul ön plana çıktı. Sonuç olarak Ankara seçildi. Seçildikten sonra gördük ki yeni oluşturulan bir yapılanmada hala bürokrasi ile işiniz var. Ankara da bürokrasinin ve Türkiye’nin idare merkezi olması nedeniyle önemliydi. Peki, TUREB kendisine bir yol haritası hazırladı mı? Yapılacak çok iş var. Rehberlerin çok sorunu var. 2012 Haziran’da yasamız çıktı. Kabul edilmesi ve bilinmesi tabi zaman alacak. Öncelikle acenta-rehber ilişkilerinin bir düzene oturtulması gerekiyor. Ama acenta tarafı bu yasayı kendilerine köstek olan bir yasaymış gibi görmeye başladı. Verilen beyanatlar da böyle. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Yasa çalışmaları yapılırken TÜRSAB Başkanı ve hukukçuları her toplantıya katıldı. TÜRSAB Başkanı “Rehberler bu yasayı çoktan hak ettiler” demişti. Şimdi şaşkınlıkla onların verdiği demeçleri izliyoruz. Turizmin rehber, acenta, otelci ve bürokrasi ayağı vardı. Bunlardan bir tanesi diğerinden üstün değildir. Hepsi de birbirine eşdeğer ve aynı derecede önemlidir. Bunlardan bir tanesi olmazsa sistem yürümez. İşbirliği içinde mevcut başarılar var. Bu başarıları kalıcı kılmamız gerekiyor. Daha da ileriye götürmek için işbirliği şart. Her kurumla iletişim içinde olacağız. Uzun uğraşlar sonucunda yasa çıktı. Yasa ve yasanın getirdikleri yeterince biliniyor mu? Hayır, yasa yeterince bilinmiyor. O yüzden yasayı tanıtmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili olarak ilginç bir şey söyleyeyim: Yasaları takip eden kurumlardan biri de İl Kültür ve Turizm Müdürlükleridir. Bazı İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri’nden öyle yazılar geliyor ki şaşırıyorum. Yasada sertifika programı yani rehberlik kursu açma yetkisi belli standartlar oluştuktan sonra birliğe verilmesine rağmen doğrudan odamıza yazı yazabiliyorlar. Bunları okuyunca şaşırıyorum. Yasanın çıktığından haberleri yok. Buna anlam veremiyorum. Bizim kamu görevlilerini bilgilendirmemiz gerekiyor. TÜRSAB’ın da kendi üyelerini bilgilendirmesi lazım. Birlik başkanı olmadan önce Antalya Rehberler Odası (ARO) Başkan Yardımcısı idim. O dönemde Antalya’nın önde gelen seyahat acentası sahipleri ve müdürleri ile toplantılar yaptık. O toplantılarda acentacı arkadaşların bu yasadan ve getirdiklerinden haberdar olmadıklarını gördük. İnanılmaz ve anlaşılmaz bir durum var ortada. Kendilerini doğrudan ilgilendiren bir yasa çıkıyor ve kendi birlikleri onları bu konuda bilgilendirmiyor. Biz de bu eksikliği gidermek için toplantılar yaptık ve konuyu anlattık. Dediğim gibi TÜRSAB’ın yönetim kadrosundan yasa ile alakalı ciddi serzenişler var. Şahsımıza ve birliğimize yüklenmeler var. Yaptığımız icraatları yermeler var. Böyle bir yere varamayız. Çözüme kavuşturacağınız başlıca sorunlar hangileri olacak? Çözmemiz gereken çok sorun var. Bunlardan biri Türkiye’de 20’den fazla üniversitede Rehberlik bölümü var. Bunların uygulama gezileri birlik kontrolünde. 2012 yılı için planlanan gezilerin ücretleri çok yüksekti. 7 bin TL’den yüksek rakamlardı bunlar. Dolayısı ile her öğrencinin ya da ailelerinin bu parayı ödeme şansı yoktu. İkincisi süreler çok uzatılmıştı. Yönetmelikte bu süre 45 gün. Bizden önceki geçici yönetim bunu 49 güne çıkardı. Bu kadar uzun ve verimli bir uygulama gezisi olamaz. Bu gerçek dışı bir beklenti. Dolayısı ile yeni yönetmelikte bunun geriye çekilmesine karar verdik. 36 güne çekeceğiz. Bu geziyi de kış ve yaz olarak ikiye ayıralım istedik. Çünkü yaz döneminde otellerin doluluk oranı ile kış dönemi farklı. Bu da maliyetleri çok etkiliyordu. Daha uygun konaklama ve araç temin edeceğimizi planlayarak gezinin yarısını kışın diğer yarısını da yaz başı veya yaz sonunda yapalım dedik. Böylece ikiye bölünmüş oldu. Çalışmamızı bu yönde yaptık. Rehberlerin uzmanlaşması ile ilgili de bazı düşüncelerimiz var. Bununla ilgili çalışmalara başladık. Mesela yaz aylarında Karadeniz bölgesinde rehber açığımız oluyor. Karadeniz Rehberler Odamıza bağlı belli sayıda rehberimiz var ve bunlar bazı aylarda yetersiz kalıyor. Diğer bölgelerimiz de aynı şekilde. Rehberlikte bölgeye hakimiyet çok önemlidir. Antalya’da çalışan rehber Perge’yi sezonda 50-60 kere geziyor ama Karadeniz’i o kadar iyi bilmeyebiliyor. Dolayı ile rehber açığını nasıl dengeleyelim diye düşündük. Rehberlikte Karadeniz veya Güneydoğu uzmanlık programları koyalım dedik. Bu uzmanlık programlarına katılanları Karadeniz’deki rehber arkadaşlarımız kadar yetkin hale getireceğiz. Rehber açığı olduğu zaman bu programlara katılan arkadaşlar turları tamamlayabilecekler. Bu bir tek Karadeniz’de değil diğer bölgeler için de uzmanlık programları yapacağız. Bir diğer konu ise bilinmeyen rotaları tespit etmek olacak. Yeni rotalar için akıllı tur operatörü rehbere danışır. Çünkü tura katılan insanların birebir nabzını en iyi rehberler tutar. Hangi rotalar artık sıkıntı vermeye başladı, gelen insanların profiline göre alternatif rotalar neler olabilir rehberler daha iyi bilir. Tavsiyede bulunabilirler. Bu yönde farklı rotalar belirlenmesi için bir çalışma yapacağız. Benim en çok önemsediğim konulardan bir tanesi de TUREB yayınları. 20’den fazla üniversitede turist ve turizm rehberliği bölümü var demiştim. Her üniversitenin verdiği dersler birbirine yakın. Ama farklı uzmanlar tarafından bu dersler okutuluyor. Kaynaklar farklılaşabiliyor. Bu da şunu doğurur: Anadolu tarihi anlatırken yorumlar farklı olabilir ama belli şeyler sabittir. Bazen o yorumlardaki farklılıklar doğrudan anlatılabiliyor gruplara. Öyle olunca ortak kaynak kitap yayınlayabilir miyiz diye düşündük ve bununla ilgili çalışmalar yaptık. Elimizde birkaç tane hazırlanmakta olan kitabımız var. Bunları daha da çoğaltarak TUREB yayınları olarak yayınlayıp başta öğrencilerimize ve bu mesleği devam ettiren arkadaşlara sunma gayretimiz var. Farklı kaynaklardan edinilen ve farklı yorumlardan edinilen bilgilendirme yerine ortak bilgilendirme adına çalışmamız olacak. Bunların dışında ARO’da 3 ayda bir yayımladığımız bir dergimiz var. TUREB bütün Türkiye’nin birliğidir. Bütün Türkiye’ye hitap eden biraz daha geniş kapsamlı bir yayın çıkarma çalışmalarımız var. Bunlar bizim önümüzdeki dönem projelerimiz olacak. Söyleşimizin başında turizmin 4 temel ayağı olduğunu ve bunlardan birinin rehberler olduğunu söylediniz. Rehber ayağının önemi yeterince biliniyor mu sizce? Şu an bilinmiyor. Rehberlerin önemin bilinmesi için çalışmalar yapıyoruz. Yasa çıkmadan önce de yasanın çıkmasının önemini anlatmaya çalıştık. Yasa çıkınca da hem yasayı anlatmaya hem de rehberlerin önemini anlatmaya çalışıyoruz. Bizim ülkemizde sanki rehber olmasa da turizm işlermiş gibi bir düşünce var. Ancak rehberin Türk turizmine katkısı görünenin çok ötesinde. Somut örneklerle anlatayım: Antalya Rehberler Odası’na gelen bir şikayet oldu. Rus asıllı bir profesör hanım Pamukkale gezisi sırasında Pamukkale’ye iner inmez yetkilileri arıyor. Oradaki kokartlı rehberimiz bu turist ile yetkili arasında iletişimi sağlıyor. Bize ulaştılar. Bu turist Türkleri ve Türkiye’yi çok sevdiğini Pamukkale’ye de defalarca geldiğini söyledi. Bu rehber gezi sırasında Türkler aleyhine kötü şeyler söylemiş. Rus turist de Türklerin anlattığı gibi olmadığını söylemiş. Rehber de turisti grubun içinde azarlamış. Bu durumu şikayet etmek için araştırma yaparken bize yönlendirmişler. Gezisindeki rehberin yabancı uyruklu, belgesi ve lisansı olmayan biri olduğunu belirledik. Başka bir örnek daha vereyim: Şikayetler artınca arkadaşlarla toplandık ve Antalya Cumhuriyet Meydanı’na gittik. Yabancı uyruklu bir rehber Kaleiçi ile alakalı turist grubuna bir şeyler anlatıyordu. Turistleri Kaleiçi’ne girmemeleri konusunda uyarıyordu. Kaleiçi esnafının sıcak davrandığını hatta çay ısmarladığını ancak alışveriş yapılmadığı zaman başlarına kötü bir şeyin gelebileceğini anlatıyordu. Turiste Kaleiçi’ne inmemeleri konusunda korku salıyordu. Ayrıca Antalya’nın fethi sırasında Kaleiçi’nde Türklerin halkı kılıçtan geçirdiğini söyledi. Tarihi gerçek şudur: Selçuklular Antalya’yı fethettikten sonra Türkler Kaleiçi’nin batı tarafında, yerli halk ise doğu tarafında yaşıyordu. Türk erkekleri bir Cuma namazı sırasında yerli halk tarafından kılıçtan geçirilir. Doğru olan Türklerin katledilmesidir. Türklerin üzerine yapıştırılmaya çalışılan öyle bir imaj var ki bunun gerçeklerle alakası yok. Bunları biz kulaklarımızla duyuyoruz. Lisanslı rehber tarihini, doğasını, kültürünü iyi bilir ve sahip çıkar. Gerçekleri saptırmaz. Ülkesini korur. Yabancı birinin Türkiye’de rehberlik yapması doğru değil. Gerçek dışı bilgiler imajımıza büyük zarar verir. Daha sonra bu imajı toparlamak için milyon dolarlar harcamak zorunda kalırsınız. Bunun farkına varılması lazım. Yasamıza göre TC. vatandaşı olmayan biri rehber olamaz. Biz de rehber kimdir, kim değildir bunu anlatmaya çalışıyoruz. Peki turları organize eden acentalar rehberlerin önemini biliyor mu? İtalya Venedik’e gidin Türk rehber orada anlatım yapamaz. Mısır’da uçaktan inin otobüse binersiniz. Ancak yerli rehber gelmeden otobüs hareket edemez. Bizde de Türk rehber bulundurma zorunluluğu vardır. Bazı acentalar rehberi kendisine maliyet unsuru olarak görüyor. Bu yüzden acentalar yaz aylarında stajer adı altında yabancı uyruklu rehberleri geçici ikametle çalışma kartı olmaksızın grupların başına koyuyor. Onları çalıştırarak rehber almamayı tercih ediyorlar. Bu yabancı uyruklu arkadaşlarımız kendi acentalarının haberi yokken belli yerlere yönlendirmelerde bulunuyorlar. Bu yönlendirmelerden 20-30 dolar ek gelir elde ediyor. Küçük hediyelere tamahkar oluyorlar. Bu da ortamı bozuyor. Kendisine çıkar sağlıyor. Bunun da yasal dayanağı yok, vergisi yok algısı yok. Antalya’da 1.5 sene önce “Binden fazla yabancı uyruklu rehber var” demiştim. Sayı bu kadar büyük. Yurt dışına çıkan kayıt dışı parayı hesaplayın. Türk insanına istihdam sağlanmıyor. Kendi ülkenizde kalması gereken para yurt dışına çıkıyor. Kendi ayağınıza kurşun sıkıyorsunuz. Bir de kötü propaganda yapıyorlar. Acentaların bir kısmı bunu biliyor bir kısmı bilmiyor. Acentalar rehber isterken bize istek yollarlar. Acentalardan biri gruplarında çocuk çok olduğunu ifade ederek Pedagojik eğitim almış rehber istiyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir kriter yoktur. Rehber tarih, arkeoloji, mitoloji ve ilk yardım bilir ama Pedagojik eğitim diye bir kriter yok. Aslında burada acenta şunu yapmaya çalışıyor: Rehber istedim bana o özelliklerle rehber veremediniz. Bir acenta da bize Alanya’ya gidecek grubu için Rusça bilen rehbere ihtiyaçları olduğunu söyledi. Alanya bölgesinde 22 kayıtlı rehberimiz var. Acentaya bunu bildirdik. O 22 arkadaştan hiçbirini farklı gerekçelerle istemediler. Onlara Antalya’dan Rusya’da doğmuş büyümüş bir arkadaşımızı bulduk. Kabul etmek zorunda kaldılar. Ancak bu işin ulaşım maliyeti var tabi. Acenta bu arkadaşımızın ulaşım giderini otobüs parası olarak ödeyeceğini söyledi. Daha sonra ödeyemeyeceğini, vergi ve kesintilerin ödenmesi gereken rehber taban ücretinden düşürüleceğini söyledi. 270 lira alması gereken rehberin ücreti 160 liraya geldi. Bu ücrette taban ücretin altında. Taban ücretin altında çalışmak suç. Bu durum da kabul edilmeyince acenta bize tekrar bir yazı yazarak “Rehber bulamıyorum gruba kendi rehberimi yönlendiriyorum” demiş. Gerekçe üretme gayreti var ortada. Bunların aşılması gerekiyor. Biz de bunun için çalışıyoruz. Denetimler yapıyoruz. Milyonlarca turistin geldiği Türkiye’de kaç rehber var? Tam olarak ruhsatname sahibi olan 10 bin 400’den fazla rehberimiz var. Yasanın getirdiği aktif olarak çalışanların çalışma kartı alma zorunluluğu var. Şu an aktif olarak çalışma kartı olan rehber sayısı 8000. Çalışma kartı olmayıp kokart belgesi olan arkadaşlar var. Bazıları vakit bulup gidip başvuramadılar kart için. O arkadaşlarımızla birlikte şu an aktif rehber sayısı yaklaşık 8500’dir. Bu rehber sayısı yeterli mi? Turizm hareketlerine bakarsak Türkiye’ye 33 milyon turist geliyor. Bunların yaptığı aktivitelere cevap verebiliyor mu veremiyor mu buna bakmak lazım. Biz buna cevap verebiliyoruz. Eksiğimiz yok hatta fazlamız var diyebiliriz. Yapılan denetimlerde en çok kaçak rehberlerle mi karşılaşıyorsunuz? Evet, denetimlerde en çok kaçak rehberlerle karşılaşıyoruz. İkinci olarak da yasamızın getirdiği önemli bir yenilik olan sözleşme zorunluluğu var. Bu sözleşmenin yapılmamış veya eksik yapılması sorunu var. Sözleşmeyi çok önemsiyoruz. Rehber arkadaşlarımız da tam olarak anlamış değiller ama yöneticiler olarak yaşadığımız ibretlik olaylar var. Bazı arkadaşlarımız görev başında vefat ettiler. Ellerindeki bu sözleşme ile çalıştıkları acentalardan bazı talepleri olabiliyor. Geçenlerde vefat eden bir arkadaşımızın çalıştığı acenta rehbere ödemede bulunduğunu her hangi bir borcu olmadığını aksine rehberin kendilerine borcu olduğunu söylemiş. Eldeki belgelere baktığımızda sadece tur avansı olarak bir miktar ödeme yapıldığı görülüyor. O vefat eden rehber 14 günlük turun 12 gününü bitirmiş ve geri kalan ödemeyi yapmadığını görüyoruz. Böyle bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Rehberimizin eşi tur patlamasın diye eşinin otopark parasını bile cebinden ödediğini söylüyor. Bu durumda eldeki sözleşmenin ciddi bir resmi bir hüvviyeti var. Yasal kuralların yazılı bulunduğu ve taraflarca imzalanan bir sözleşme olmalı. Sözleşme mali bir kayıt örneği de olmalı. Bu sözleşmeye her iki taraf da imza atıyorsa iki taraf için de vergilendirme yapılması gerekiyor. Rehberden stopaj kesiliyor. Öte yandan acenta ödemelerde bulunmuyorsa ve vergi vermiyorsa buna da karşıyız. Bu ülkenin nimetlerinden faydalanıyorsanız siz de verginizi vereceksiniz.
İlgili Haberler

BOYD’un 6. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi
Olağan Genel Kurul sonucunda Serdar Karcılıoğlu Başkanlığındaki yönetim kurulu ve denetleme kurulu şu isimlerden oluştu: YÖNETİM KURULU ASİL...

ÇARO ve TUREB’den eğitim ve uygulama gezisi
Çanakkale Bölgesel Turist Rehberleri Odası (ÇARO), Turist Rehberleri Birliği (TUREB) işbirliği ile rehberlerin eğitimine katkıda bulunmak ve hizmette kaliteyi...

TÜROFED’in yeni Yönetim Kurulu belli oldu
Genel Kurula tek liste ile giren Osman Ayık, TÜROFED’in yeniden başkanı oldu. TÜROFED’in yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: ASİL ÜYELER...

Osman Ayık: “Amacımız Türk turizmini daha iyi yerlere taşımaktır”
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da katıldığı açılışta ilk konuşmayı TÜROFED Başkanı Osman Ayık...

POYD’dan muhteşem Gala Gecesi
POYD’un her sene geleneksel hale gelen Gala Gecesi bu sene Mardan Palace’ta gerçekleştirildi. Geceye, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı,...

TÜROFED Olağan Genel Kurulu Antalya’da gerçekleşecek
Türk otellerini tek çatı altında toplayan ve Türkiye’nin en önemli çatı örgütlerinden biri olan Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) 4. Olağan Genel...
