“Bilinmeyen yerlere seyahatler ve uzak ufuklar beni her zaman çekmiştir. Kitaplar ve dünya haritaları, seyahatlerimi gerçekleştirmeden önce bile uzaklara kaçış hayallerimi hep beslemiştir... Ve yeni ülkeler keşfetmek ve yeni insanlar tanımak için yürüyerek yolculuk yapmaktan iyisi yoktur. Gerçekten de bir ayağınızı diğerinin önüne koymak ve bu hareketi hemen hemen sonsuz kere tekrarlamaktan daha kolay ne olabilir!..” diyor Peugeot’nun türkiye Genel Müdürü Marc Bergeretti. Yaklaşık 1,5 yıldır Türkiye’de. Mesleği gereği yıllardır modern dünyanın sembolleri arasında yer alan otomobillerle haşır neşir. Bu meslek ona insanın asıl işlevinin yürümek olduğunu unutturmamış. Marc Bergeretti’nin en büyük tutkusu dünyanın ulaşılması en zor noktalarında kendi kişisel keşiflerini yapmak. Dağları ve çölleri ‘en çok sevdiği oyun alanları’ olarak niteliyor. Marc Bergeretti ‘zorlu’ seyahat tecrübelerini StAr ile paylaştı...
İş hayatınız ve hobileriniz hemen hemen iki ayrı ucu temsil ediyor. Gezmek, tırmanmak sizin için bir kaçış mı? Kaçış diyemeyiz ama herkesin hayatında bir iş, bir de özel boyutu vardır. Doğaya olan merakım hayatımda bir denge unsuru. Çünkü çok yoğun, koşuşturmalı, dolu dolu yaşadığımız bir meslek hayatı var. Koşuşturmanın tersine gitmek, doğayla bütünleşmiş yaşam arayışı var. İster Himalaya dağlarına çıkın, ister Sahra Çölü’ne gidin farklı kültürdeki insanları, yaşam tarzları, farklı kaygıları olan insanlar görürsünüz. Belki bu çeşitlilik ve zenginlikten de beslenme fırsatı çıkıyor bana.
En keyif aldığınız yerler nereleri oldu?
Otantik, bozulmamış yerleri, kültürel değerlerini, doğayı koruyabilmiş olan yerleri seviyorum. Modern dünya giderek bu alanları da işgal ediyor. Dolayısıyla bu özelliklere sahip az sayıda yer kaldı. Belki böyle yerler ulaşımı daha zor olan yerler oluyor doğal olarak. Çünkü ulaşımın zor olması bir koruma güvencesi de sağlıyor. Hiçbirşeyin bozulmadan kalmasını, hem kültürel değerlerin hem doğanın bozulmadan kalmasını sağlıyor.
Bu tip kaç seyahate katıldınız?
Saymadım. Belki 10’dan fazla. Himalayalar birçok ülkeye kapsıyor biliyorsunuz. Afganistan, Nepal, Hindistan, Pakistan, tibet, dolayısıyla Çin. latin Amerika’da ise And Dağları var. Kolombiya, Peru, Bolivya, Arjantin, Şili’yi gittim. And Dağları’nın tamamını görmek için bir tek Ekvador kaldı. Sahra ise 5-6 ülkeye yayılmış bir çöl. Sadece Cezayir bölümünü kısmen görebildim. Daha önümüzdeki yıllar için gideceğim çok hedefler, macera alanları bulunuyor. Macera deyince çok uzaklara gitmek gerekmiyor. türkiye de bu hedeflerin içinde. Çok eskiden beri Ağrı Dağı’da tırmanma projem vardı. Bunu geçenlerde yapabildim. 208’in test sürüşlerini Karadeniz’de yapmıştık. Sisler arasında da olsa dağların olağanüstü güzelliğini görme fırsatım oldu. Dolayısıyla bende oraları gezme arzusu uyandırdı. Yine türkiye’de toros dağları var. Hedeflerim arasında. Eşsiz yerler olduğunu düşünüyorum. türkiye’de olma fırsatını da böylece değerlendirmek istiyorum.
Yılda kaç kez seyahat edebiliyorsunuz?
Yılda en az bir kez uzunca bir seyahate giderim düzenli olarak. Bir kez de bir haftalık seyahate gitmeye çalışırım. Bu süreçte fiziksel olarak çaba sarfetmek gerekiyor. otomobile biniyoruz, asansöre biniyoruz. Ama unutuyoruz ki biz aslında yayayız. Yaya olarak bacaklarımızı kullanmamız lazım. Dolayısıyla bu benim için önemli doğayla bütünleşmek, bu dengeyi bulabilmek. gKimlerle seyahat ediyorsunuz? Eşim de benim gibi keşfetmeyi çok seviyor. onunla birlikte geziyoruz. Yerel ajanslarla bu gezileri yapıyoruz. Çünkü bu tür gezileri organize etmek biraz karmaşık. Yerel bir ajansla hem dil hem kültürel olarak köprü rolünü oynuyor.
Yani ‘sırt çantamı aldım gidiyorum’ yok. Önceden planlama şart.
Bir öncesi bir de sonrası var. Önemli olan geziden alacağınız keyfi mümkün olduğu kadar yaymak. Hazırlık savhası var. Önceden okumayı, hazırlık yapmayı, orjinal bir gezi güzergahı bulmayı seviyorum. Gezinin kendisi var. Bir de sonrası var. Fotoğraflar kısmı falan. Amaç zevki mümkün olduğu kadar yaymak.
Bu tür bir seyahat maliyetli midir?
Hem evet ve hem hayır. İki örnekle açıklayabilirim. Mesela birkaç yıl önce Pakistan’ın kuzey bölgesine bir gezi düzenlemiştik ve dört hafta boyunca iki buzulu dolaşmıştık. İki turisttik ve bizim için 15-20 kişilik bir ekip gerekiyordu. İster istemez oldukça maliyetli bir gezi oldu. Ama bunun tam tersine Peru’da And dağlarında 3 haftalık bir gezi düzenledik. Burada sadece bir katır ve katırcı vardı yanımızda. Çok daha ucuza maloldu. İçinde bulunduğunuz ortam, çevre çok önemli bu konuda. Fiyatı belirleyen bu. Ulaşım zorluğu varsa, ulaşımı sağlayacak önemli bir altyapı gerekiyorsa maliyeti artırıyor. Bir örnek daha vermek gerekirse... Himalayalar’ı pek iyi bilmeyen kişiler için şaşırtıcı olabilir, ama 7-8 bin metreye çıktığınızda 6-7 kişilik dağcı grubunun o buzulda bir ay boyunca seyahat etmesi için 250 taşıcıyılı bir ekip gerekiyor. Yani 250 kişi malzeme taşıyor. Pakistan örneğinde durum buydu. Buzullarda herhangi bir şekilde ikmal yapmak mümkün değildi. Dolayısıyla 4 haftalık gıdayı ve yakıtı da yanınızda taşımak zorundaydınız. Ama bazı yerlerde sırt çantası, çadır ve çok az gıda yeterli.
Konfordan uzaklaşmak sorun yaratmıyor mu?
Konfordan tamamen uzak yaşadığınızda da farkına varıyorsunuz ki birçok şey aslında gereksiz.
Bu tür bir seyahate çıkmak isteyenlere tavsiyeleriniz var mı?
Öncelikle makul hedefler koymak. Macera herkesin kapısında olabilir. Kimisi Himalayalar’a gidip orada kendini kanıtlamak ister. Kimisi için de toroslar burnumuzun dibi. Benim için vazgeçilmez olan ötekine açık olmak, ötekini keşfetmek iradesine sahip olmak. Ötekini tanıma iradesi yoksa, merakınız yoksa bu tür şeylere bulaşmamak, bildik yerlerden uzaklaşmamak lazım.
Bavulda neler olmalı?
Nereye gittiğinize bağlı. Ne kadar sık seyahat ediyorsanız o kadar az şey alıyorsunuz. Önemli olan yere uygun şeyler almak. Gereksiz yükler taşımak anlamsız. Bavuldan çok sırt çantası taşıyorum. Zaman geçtikçe daha az şey koyuyorum sırt çantama. Ama aynı şey eşim için geçerli olmayabiliyor. Ben sırt çantamı doldururken onu da izlemem gerekiyor. Çünkü benim boş bıraktığım yerlere bu kez kendi eşyalarını doldurabiliyor.
(Belma Toprak / Star Gazetesi)
İlgili Haberler

Antalya’da turizm şoförlerine “Emniyetli Sürüş Eğitimi” verildi
Anfaş EXPO Fuar Merkezi’nde 25-30 Mart 2013 tarihleri arasında düzenlenen bu yıl üçüncüsü yapılan ‘Emniyetli Sürüş Eğitimi’ tanıtım toplantısına...

Turizm öğrencileri mezuniyet sonrası "iş" kaygısı yaşıyor
Trakya Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek okulunda konferansa konuşmacı olarak katılan Arısoy, konferans sonrası yazılı bir açıklama yaparak, "Turizm...

Tolkar Hatıra Ormanı 8 bin ağaca ulaştı. Hedef 10 bin ağaç.
İlk kez 2010 yılında Tolkar’dan ürün veya servis hizmeti alan müşterilerin adına fidan bağışında bulunarak başlatılan projede Tolkar’ın hedefi 10.000...

‘Sakin Şehir’ modelini sevdik
İtalya'da 1999 yılında üç belediye başkanı tarafından kurulan, 'sakin' felsefesine ve kendi özelliklerine sahip çıkan kentlerin bir araya geldiği Cittaslow...

Restoran işletmecisi iki Finli turistin hayatını kurtardı
Olay, Damlataş Plajı 1 Numaralı Plaj'da meydana geldi. Finlandiya'dan tatile gelen Gim Forsman ve Elias Hofren, denizin dalgalı olmasına rağmen yüzmek istediler....

Fettah Tamince başarısının sırlarını paylaştı
Tamince, Konyaaltı Sanayici ve İş Adamları Derneği (KONSİAD) tarafından düzenlenen geleneksel kahvaltı programına katıldı. Rixos Otelleri Yönetim Kurulu...
