Dünyanın ilk müzesi nerede ve ne zaman kuruldu? Dünyanın ilk müzesi nerede ve ne zaman kuruldu dersiniz? Paris’te mi, Londra’da mı? Hayır. MÖ 500’lü yıllarda Babil İmparatorluğunda. Yani Mezopotamya’da. Ennigaldi Nanna Müzesi 1925 yılında arkeolog Leonard Woolley tarafından keşfedilmiş. Son kral Nabonidus’un kızı Ennigaldi-Nanna tarafından kurulan bu müze ile Sümer, Akad ve Babil medeniyetlerinden kalma eserler bir araya getirilmiş, sergilenmiş. Asıl ilginci her eserin yanında 3 dilde yazılmış kilden etiket tabletlerin koyulmuş olması. Tarihte bilinçli olarak kurgulanmış ilk müze burasıdır. Bundan sonra yakın topraklarda yani Anadolu’daki ilk müzecilik girişimi yaklaşık 2.400 sene sonra Aya İrini’nde hayat geçirilmiş. 1846 yılında Padişah Abdülmecid’in emriyle eski eserler toplanmaya başlanmış: “Mecmua-ı Âsâr-ı Atika” 1921 yılında Kurtuluş Savaşı devam ederken Atatürk Önderliğindeki Ankara Hükümeti Asar-ı Atika (Eti) Müzesini açmış. Bu hamle savaş döneminde kültürel mirası korumak, depolamak ve envanter tutmak amacıyla yapılmış. Tabii Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında Topkapı Sarayı müzeye dönüştürüldü. Aynı yıl bölgeden çıkarılan eserlerin kayıt altına alınmak için bir müze de İzmir’de açıldı: “İzmir Arkeoloji Müzesi” Bu arada Göbeklitepe'den çıkarılan 93 eser 6 Şubat itibariyle Berlin Müzeler Adasında ziyarete açıldı. Keşfin yapılmasında büyük emekleri olan Alman Arkeoloji Enstitüsü'ne bence teşekkür mahiyetinde bir etkinlik olmuş, dostlara duyurulur. Keşfedilen ilk müze ile modern döneme ait ilk müze arasında yaklaşık 2.200 sene var. Uzmanlar bunu şöyle yorumluyor: Bu süre zarfında tarihi eserlere elbette sahip çıkıldı. Ama kapalı kapılar arkasında saray ve tapınaklarda saklandı. Çünkü Bilgi = Güç olduğu için eserler halktan gizlendi. Halk ayaklanmalarının da etkisi ile bu gizem gün yüzüne sonradan çıkmaya başlamış. İngiltere’deki British Museum 1753’te açılan ilk ulusal müzedir. 1793’te Fransız Devriminin sembolik kararı olarak Louvre Müzesi açıldı. Kraliyet sarayı halkın müzesi haline geldi. Kraliyet koleksiyonu sergilenmeye başlandı. Her iki müzeyi de gezme imkânım oldu. Türkiye’nin müzelerindeki eserlerin %95’i Anadolu’daki farklı medeniyetlere ait. British Museum koleksiyonunun %90’ı İngiltere dışından. Louvre’deki eserlerin büyük çoğunluğu Fransa’ya ait değil. Bu iki müzede Anadolu'dan ve dönemin Osmanlı topraklarından çıkarılmış o kadar çok eser sergileniyor ki insan gerçekten üzülüyor. Konu buradayken sormak istediğim soru şu: Yurt dışındaki müzelerde bu topraklara ait çok fazla eser sergileniyor. Bu eserler burada olsalardı, bugüne sağlam şekilde gelebilecekler miydi? Ben cevap vereyim. Çoğunu göremeyecektik. Ancak devlet eliyle, doğru politikayla iyi işlere imza atıyoruz: Bugün Türkiye'de 400'den fazla müze var. Her geçen gün gelişiyoruz. Bize düşen görev bu mirasa sahip çıkma bilincini yaymak. Çünkü eserler sadece toplumun bilincinde korunur. Siz ne düşünüyorsunuz? Sezer ŞENER
İlgili Haberler

Otelcilik sektöründe uygulanan stratejilere derin bir bakış
Otelcilik sektörü, tarih boyunca krizlerin en sert darbelerini alan ama aynı zamanda en güçlü şekilde yeniden ayağa kalkmayı başaran alanlardan biridir....

Ucuz destinasyon algısından marka turizmine: Alışverişin rolü
Gelen turistlerden Türkiye’ye özellikle alışveriş yapmak için gelenler var mı, varsa ne kadarı ve özellikle lüks ürünler için Türkiye tercih ediliyor mu?

"Benim mutfağıma kimse giremez" devri bitti, mutfak artık ‘’şeffaflaşmıştı’’
Daha dün gibi hatırlıyorum 1987 yılında Kuşadası’nın ilk beş yıldızlı otelinin açılışı. Şefinden komisine büyük bir heyecan, büyük bir uyum ve tatlı bir...

Çalışan mutsuzsa gider, peki ya patron?
Bugün iş dünyasında en çok konuşulan konulardan biri şu: “Çalışan mutsuzsa ayrılır.”

Turizm sektörü neden gençleri tutamıyor?
Turizm eğitimi alan öğrenciler üniversiteye başladıklarında kendilerini dinamik, uluslararası fırsatlarla dolu bir sektörün parçası olarak hayal ederler....

İnsan kaynaklarında tutundurma: Görünmeyen rekabet alanı
Günümüz iş dünyasında rekabet yalnızca müşteri kazanımı, pazar payı ya da finansal performans üzerinden tanımlanmıyor. Artık kurumların en önemli rekabet...

