İngilizce'de Avrupa'da sondan ikinciyiz Evet, “EF İngilizce Yeterlilik Endeksi” verilerine göre 2025'te toplam 123 ülke arasında 71. sıradayız. 60 milyon turist barajını geçen bir ülke olarak en önemli konularımızdan birisi yabancı dil. Özellikle yeni eğitim sistemi sonrası aslında ciddi yabancı dil eğitimi de alıyoruz: Her öğrenci 12 yıl boyunca 1.000 saatin üstünde. İngilizce dersi alıyor, bu alanda en çok eğitim gören ülkelerden biriyiz. Mesela G.Kore yılda 22 milyar $ harcıyor ve Koreli öğrenci toplamda Türkiye'den 3 kat fazla saat İngilizce görüyor. Bu kadar yatırıma karşın 48. sıradalar. Hollanda ise daha az saat eğitim vermesine rağmen dünya birincisi. Temel nedenlerden birisi dili sınavı geçmek için öğreniyoruz. Sonrasında dil eriyip gidiyor. Rezil oluruz diye yabancıyla iletişime geçmekten de çekiniyoruz. Hollanda televizyonlarında dublaj yok, çocuklar daha okula başlamadan kulak dolgunluğu kazanıyor, filmleri ve dijital içerikleri orijinal dilinde izliyorlar. Sonuç olarak nüfusun yaklaşık %90'ı İngilizce konuşuyor; Türkiye'de ise bu oran %20. İlaveten Hollanda'nın küçük nüfusu, ihracata bağlı ekonomisi de eklenince dil bilmek zorunluluk haline geliyor. Türkiye'de ise İngilizce kullanmadan bir ömür boyu yaşayabilirsiniz. Aynı problem Arapça'da da var. Türkiye'de Arapça eğitimi büyük ölçüde Kur'an Arapçası. Oysa Mısır'da veya Suudi'de konuşulan günlük lehçeler çok daha başka. Arap'la masada iletişim kurmak için Kur'an Arapçası bilmek yetmiyor. Bu konuyu Murat Bardakçı yazılarında çokça okurum. Son yıllarda en çok duyduğumuz konulardan bir tanesi dil seviyesi. CEFR'de A1'den C2'ye uzanan altı seviyeli ortak çerçevesi var ve B2 seviyesi denildiğinde bizde yeni yeni bir şey ifade ediyor. Türkçemizde böyle bir standart olmadığını biliyor muydunuz? Türkçe öğrenen yabancılar için bu seviyeler kullanılıyor ama bizlerin Türkçe yeterliliğini ölçen ulusal bir çerçeve yok. Yani ne kadar etkin konuştuğumuzu ölçemiyoruz. Ben halkımızın kendi dilini çok etkin konuşmadığını düşünenlerdenim. CEFR sisteminde olduğu gibi Türkçemizin de A1-C2 standartlarına oturtulması gerekir. Türkçenin hangi seviyede konuşulduğunu ölçmüş oluruz. Kesinlikle TV'de yayınlanan film ve yabancı yapımları orijinal dilinde izlemeliyiz. Belki TRT bu konuya öncülük eder ve çocuklar için İngilizce bir TV kanalı bile hayata geçirebilir. Meslek odaları ve STK'lar bir araya gelerek sektörde yabancı dil gerektiren görevlerin dil yeterliliğini tespit etmeliler. Bu sayede hangi pozisyon için hangi seviyede yabancı dil gerektiği belirlenmiş olur. Sektörümüz dil gelişimini kesinlikle strateji olarak görmeli ve yatırım kalemlerinden birisi olarak ele almalıdır. Özellikle son dönemlerin popüler konularından bir tanesi olan TURQUALITY® Programına belirli ölçüde dahil edilerek işletmelerin teşvik edilmesi sağlanabilir. Unutmayalım, kendi dilini bilmeyen, başka bir dili de öğrenemez. Sezer ŞENER
İlgili Haberler

Türkiye turizm vizyonu
Türkiye’nin turizm sektörü, yalnızca rakamlarla değil; kültür, doğa, tarih ve insan hikâyeleriyle örülmüş çok katmanlı bir mozaiktir.

Uzay üssü gibi mutfaklarımız var ama Astronot şefler nerede?
En önemli ihtiyacımız olan beslenme, günümüz otelciliğinde ve de hayatta mutfağımızı en önemli unsuru yapmıştır. Düzenli bir mutfak, beslenmeye verilen...

Özbekistan: Sessiz ve kararlı bir turizm yükselişi
Taşkent’e ilk ziyaretimi 2015 yılında, Türkiye vatandaşlarına henüz vize uygulanırken ailemle birlikte gerçekleştirmiştim. İlk izlenimim; geniş caddeleri,...

Geleceğin otelleri, duygu tasarlayan oteller olacak!
Otelcilik sektörü uzun yıllar boyunca hizmet kalitesini “davranış standartları” üzerinden tanımladı. Misafirin karşılanması, göz teması kurulması, ismiyle...

Gençlere alan açılmıyor: Herkes deneyimli personel arıyor
Bugün birçok genç iş arıyor. Ama aslında sadece iş aramıyorlar; kendilerine bir fırsat verilmesini bekliyorlar.

Mesele konaklatmak değil, iz bırakmak!
Turizm sektörü uzun yıllar boyunca “oda satışı” üzerinden şekillendi. Metrekareler, manzara, yıldız sayısı… Başarı bu kriterlerle ölçüldü.

