Turizm Haberleri
TT29 Eylül 2026 Salı
TT29 Eylül 2026 Salı
Tourism Today haber arşivi 2013

Nihat Tümkaya: “Kempinski Türkiye’de mutlu”

8 dk okuma

Tourism Today / Tuncay Sevin Kempinski Hotel The Dome Genel Müdürü M. Nihat Tümkaya ile tesisin hedefleri, Kempinski zinciri ve bölge turizmine yönelik geniş bir söyleşi gerçekleştirdik. Ocak ayında genel müdürlük kariyerindeki 20. yılını kutlayacak olan M. Nihat Tümkaya, Tourism Today’in sorularını yanıtladı.

Kempinski Hotel The Dome için sezon nasıl geçti. İstediklerinizi elde ettiniz mi? 2013 yılı her açıdan güzel geçti. İstediğimiz misafir profilini ağırladık ve istediğimiz rakamları elde ettik. Pazar anlamında her pazarda yüzde 2 ile 4 arasında büyüme kaydettik. Her açıdan gerçekten iyi ve olumlu bir yıldı. Ancak bizi etkileyen tek unsur İstanbul’daki Gezi olaylarıydı. Bu olaylar kesinlikle Temmuz ayını olumsuz etkiledi. Bizim üst segmentteki misafir kategorisi ilk etapta gideceği destinasyonda mutlak güvenlik ortamının sağlanmasını bekler. Bu olaylar üst segment rezervasyon iptallerinin yanı sıra yeni rezervasyonları da etkiledi. Üzücü olan kayıpların yüksek sezonda olmasıydı. Gelirler ve kazançlar anlamında üzdü bizi. Ancak diğer aylarda bütçe hedeflerimizi tutturduk. Kempinski Hotel The Dome’un 2014 yılı plan ve hedefleri nedir? Kempinski The Dome olarak 2014’te yeni pazarlara açılmayı öngörüyoruz. İskandinav ülkelerinde, İngiliz pazarında ve bunun yanı sıra Çin, Hindistan, Güney Kore ve Japonya pazarlarında aktif rol oynamayı hedefliyoruz. Nitekim yazın Uzakdoğu’dan gelen misafirler oldu. Bunlar uzun süre kalan misafir profili değildi. Anadolu turundan sonra bizde 2-3 gün konaklama yaparak turu sonlandırdılar. Dolayısı ile bu grupları da ağırladığımız için o pazarda bilinirliliğimiz arttı. Uluslararası bir zincire bağlı olduğumuz için dünyanın her yerinde tanınıyoruz. Ancak oldukça zayıf olduğumuz pazarlarda gelecek sene ciddi bir tanıtım ve pazarlama çalışması ile daha aktif bir rol oynamayı düşünüyoruz. 2014 bizim için yeni hedeflerin peşinde koşulacağı bir yıl olacak. Bütçemizde de yüzde 10 büyüme hedefliyoruz. 2014 yılı kapsamında önümüze öncelikli olarak yiyecek-içecek hizmetlerinin geliştirilmesi için büyük bir hedef koyduk. Bu yönde ciddi bir program var. Bu konuda merkezimiz ciddi destek veriyor. 2014 yılında bölgemizde hizmet ve ürün kalitesi ile misafir memnuniyet oranları ile mutlu bir tablo hedefliyoruz. Kempinski uluslararası önemli bir zincir. Belek de Türkiye’nin en planlı turizm merkezlerinden biri. Bu iki gücün bir araya gelmesi sizin için ne ifade ediyor? Türkiye’de destinasyon olarak Belek, yatırımları ve kalitesi ile bir numara. Belek, dinamikleri ile diğer bölgelere göre nazaran daha ön planda olan bir bölge. Bu bölgede bulunmaktan son derece mutluyuz. Uluslararası bir isim altında otelimizi işletmekten de son derece mutluyuz. Kempinski’nin burada olması Belek için büyük bir kazanç. Belek de bizim için büyük bir kazanç. Bizim hitap ettiğimiz misafir segmenti kesinlikle Belek’te olmalı. Belek’teki diğer tesislere göre Kempinski The Dome daha az yatak ve daha az odaya sahip. Bu özellik tesis için avantaj mı dezavantaj mı? Belek’te bulunan birçok kaliteli tesisin aynı formatta çalıştığını ve hizmet verdiğini dikkate alırsanız biz gerçekten bu ölçeklerde kendimizi butik otel olarak adlandırıyoruz. Nitekim otelimiz 170 oda ve 19 villadan oluşuyor. Avantajlarımız çok. Arazimiz komşu tesislerle aynı ölçeklerde olmasına rağmen misafir sayısı olarak çok küçük bir kapasiteye sahibiz. O nedenle misafirlerimize geniş alanlar sunuyoruz. Huzurlu bir ortam sunuyoruz. Kempinski The Dome’un dinginliği, dinamikliği, huzuru ve sessizliği ile gerçek bir tatil sunuyor. Diğer tesislere göre daha farklı bir misafir profiline sahipsiniz. Bu konuda neler söylersiniz? Biraz önce de bahsettiğimiz gibi bütün pazarlara hitap eden bir işletmeyiz. Belli pazarlara ağırlıklı olarak odaklanmıyoruz. Biz 36 ulustan misafir ağırlıyoruz. Uzakdoğu, Japonya Hindistan gibi değişik pazarlara hitap etmeye çalışıyoruz. Birkaç pazardan öte değişik pazarlara yoğunlaşıyoruz. Tabi ki yoğunluğumuz Avrupalı misafirlerimizde. Bölgemizin dinamikleri nedeniyle Rusya ve BDT pazarında da büyüyoruz. Ancak dünya pazarlarını da kesinlikle ihmal etmiyoruz. Daha önce birçok otelde çalıştınız. Kempinski The Dome bu çalıştığınız oteller arasında nerede? Kempinski The Dome, uluslararası lüks segmente olan bir otel işletmesi olarak tabi ki diğerlerinden kendisini ayrıştırıyor. Burada ciddi bir kurumsal yapı var. Bu yapı sizin sürekli gelişmenizi sağlıyor. Bunu da sağlarken hem sizin hem de işletmeye bakış açınız çok değişiyor. Burayı çok ayrı bir yere koyabiliriz. Ocak ayında 20 yıllık genel müdürlük kariyerimi kutlayacağım. Bunu da burada yapıyor olmam çok önemli. Mesleğimdeki altın yılları burada geçirmekten dolayı mutluyum. Bu isim altında inşallah daha çok başarılara imza atarız. Uluslararası otel zinciri Kempinski Türkiye’de mutlu mu? İlerleyen yıllarda Türkiye’de yeni Kempinskiler olacak mı? Kempinski, Türkiye’de bulunmaktan dolayı son derece mutlu. Kempinski, İstanbul’da Çırağan Palace Kempinski, Bodrum’da Barbaros Bay ve Antalya’da Kempinski Hotel The Dome ile Türkiye’de hizmet veriyor. Kempinski bu otellerin yanında İzmir, Bursa ve Ankara’da da otel işletmek istiyor. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Gelecek 5 yıl içinde bu üç şehrimizde yatırımlarımız olacak. Global anlamda yürürlükte 82 otel işletiyoruz. Bu otellerin çoğunluğu Avrupa’da. Biz Avrupa menşeili bir zinciriz o nedenle Avrupa’da ağırlıklı olacağız. Son yıllarda Çin, Ortadoğu ve Afrika’da ciddi hamlelerimiz var. 82 otele ilave olarak gelecek 4 yılda 23 otelimiz daha devreye girecek. Gelecek yıllarda kuruluş yaşımız ölçüsünde büyümeyi hedefliyoruz. Kempinski otel zinciri 1897 yılında Almanya’da kurulmuştur. Kempinski olarak yiyecek-içecek kalitesini arttırılacağını söylediniz. Bunu biraz açar mısınız? Kempinski olarak yiyecek ve içecek üretimine büyük önem veriyoruz. Bizim felsefemiz bölgede “çok iyi kahvaltı” denince akla ilk olarak Kempinski gelmeli. “A la carte” denince akla ilk Kempinski gelmeli. Biz gerçekten kalite odaklı üretim yapmak istiyoruz. Bu konuda uluslararası iş gücünden de istifade edeceğiz. Avrupa’dan uzmanlar gelerek buradaki arkadaşlarımızı eğitecekler. Bu da kalitemizi daha üst seviyeye taşıyacak. Yaptığımız işin en iyisini yapmak için çalışıyoruz. Bunun için de yiyecek üretiminde akla ilk gelenin Kempinski olmasını arzu ederiz. Bu durum bölgedeki rekabeti daha da tetiklemez mi? Bunun yayılmasını sağlamak çok güzel olur. Biz sadece Kempiski değil bölgenin de kalkınmasını istiyoruz. Bizler iyi bir örnek olma yolunda ilerleyeceğiz. Belek için golf büyük bir değer. Kempinski Hotel The Dome için golf ne kadar önemli? Tabi ki golf bizim için de çok önemli. Bölgedeki otellerin yarısı kış aylarında açık kalıyor. Bunu da tetikleyenlerin başında golf geliyor. Bizim kendi golf sahalarımız var. Antalya Golf Kulübü’nde Pasha ve Sultan isimlerinde iki sahamız var. Bölgemizdeki golf sahalarının sayısı 16’ya ulaştı. Bu durum da bölgenin kış turizmini olumlu yönde tetikliyor. Sadece golf değil futbol turizmi de öyle. Her otelin neredeyse kendi sahası var. Uluslararası takımlara kamp imkanı veriyoruz. Biz bu sene Almanya futbol liginin önemli takımlarından Stuttgart’ı ağırladık gelecek sene de Wolfsburg Takımını ve Rusya 1.Lig takımlarını ağırlayacağız. Otelinizin yatırımcısı Akkanat Holding’in turizm yatırımları hakkındaki düşünceleriniz nedir? Akkanat Holding olarak uluslararası bir zincirin Türkiye’de ve özellikle Antalya’da var olmasını temin ettiğimiz için gururluyuz. Karşılıklı bir memnuniyet var. Sayın Ali Akkanat bilindiği gibi çok saygın bir yatırımcı. Sirene Golf Hotel, Kempinski Hotel The Dome ve Davraz’daki kayak otelimizin yanında Bodrum’da da bir otel yatırımı daha yapıyorlar. Bu otel de uluslararası bir marka tarafından işletilecek. Görüşmeler devam ediyor. Akkanat Holding’in turizmdeki yatırımları devam edecek. Belek bölgesinin kaliteli bir destinasyon olduğunu söylediniz. Belek bölgesi bu kalitesini değerlendirebiliyor mu. Belek şu anki potansiyelinin üzerine çıkabilir mi? Belek, bu potansiyelinin üzerine çıkabilir. Turizm bölgesi sadece tesis ve otellerden ibaret değildir. Çevresindeki yapılaşma hizmet ve çekim merkezleri de çok önemli. Henüz bu noktada yeterince yol aldığımızı düşünmüyorum. Tesisler gerçekten çok güzel ama dışarıya adım attığımız anda kaldırımından alışveriş ortamlarına kadar yiyecek – içecek ve eğlence mekanları yatırımlarında henüz zayıf ve emekleme döneminde olduğumuzu düşünüyorum. Bu konuda yapılacak çalışmalar Belek’in potansiyelini geliştirmesine yardımcı olacaktır. Belek otellerinin kalitesi ile otel dışındaki kalite turistte bir soru işareti yaratmıyor mu? Bölgemizi daha iyi satılabilir fiyatlara çekmemiz için çevresini de geliştirmemiz lazım. Karşılaştığımız en büyük sorun şudur; misafirlerimiz bazen otel dışında yemek yemek istiyorlar. Bunun için de yakın yerlere gitmek istiyorlar. Bizim önereceğimiz sağlıklı, temiz ve gerçekten gurme standardında yemek sunacak bir yer yok. Bu büyük bir eksiklik. Birçok kaliteli ürünümüz var. Deri, tekstil, halı üretimi vb. gibi, fakat burada orijinal markaların mağazaları açılmadığı sürece misafirlerimiz alışveriş yapmaktan kaçınıyorlar. Burada sunulanların sahte olduğunu hemen anlayabiliyorlar. Bu konu misafirlerimizin otel dışına çıkmasına engel oluyor. Dolayısı ile çevremizdeki alanları da paralelinde geliştirirsek çok daha iyi yerlere geleceğimiz ve ortalama fiyatlarımızı daha yukarılara çıkaracağımızı düşünüyorum. Antalya’yı yakından tanıyan bir turizmcisiniz. Antalya bundan sonra kendisine turizmde nasıl bir yol çizmeli? Bence 5 yıllık bir kalkınma planı stratejisi oluşturulmalı. Onun adını koyup bir komite nezdinde yürütülmesi sağlanmalı. 5 yılda nelere odaklanmalıyız onun adının konması gerekiyor. Sürekli yeni yatak ve yapılaşma ile bir yere geleceğimizi düşünmüyorum. Mevcut yapıların yenilenmesi ve daha kaliteli hale getirilmesi esas olmalı. Bir defa Bakanlığımızın ve Belediyelerimizin yeni yatak konusunda cimri davranması gerekiyor. Bu konuda frene basmamız gerekiyor. Mevcutlar ile daha iyi bir hizmet standardı sağlamamız gerekiyor. Diğer taraftan çevresel sorunlarımız var, temizlik sorunlarımız var. Misafirlerimiz yürümeyi seviyor ama bu konuda sunabildiğimiz alanlar çok az. Bence bu tür çevresel faktörleri ön planda tutmalıyız. Bisiklet, yayla ve Trekking yollarına önem vermeliyiz. Çevre konusunda bir bilinç oluştu değil mi? Evet, belli alanlarda yapılan düzenlemeleri görünce içimiz açılıyor. Bu durum gelen misafir için de aynı. Her Şey Dahil devreye girince turistin otelden çıkmaması gibi bir durum ortaya çıktı. Yerel yönetimler çevresel faktörleri biraz iyileştirip cazip hale getirirlerse esnaf da vatandaşımızda bundan faydalanacaktır. Birlikte çalışmamız lazım. Bence bu durumu da hiçbir kuruma mal etmemek lazım. Bunun iyi değerlendirip stratejimiz doğrultusunda hedefe ilerlememiz gerekiyor. Yabancı uluslararası zincirlerin ilgisi Türkiye’ye devam ediyor. Bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ben uluslararası otel zincirlerinin Türkiye’deki yatırımlarının geciktiğini düşünüyorum. “1995’li yıllarda bölgenize ciddi rakipler geliyor” dedikleri zaman Tunus, Mısır ve Fas’a gidip bu durumu gözlemlemek istedik. Şahsen bu ülkelere gittim ve şunu gördüm: 1995’lerde bile Tunus’ta bizden daha fazla uluslararası otel zinciri çekmiştir. Şimdi bile orada Türkiye’den çok fazla uluslararası zincir otel markası var. Uluslararası zincirlerin Türkiye ve Antalya’da daha fazla var olmasını temin etmemiz gerekiyor. Bu markaların artması uluslararası alanda hareket eden turizm trafiğini yönlendiren yatırımcılar, ziyaretçiler ve tur operatörlerine güven sağlar. O yüzden daha fazla uluslararası zincir Türkiye ve Antalya’ya girmeli. Uluslararası zincir otel markalarının Antalya’ya ilgisi diğer turizm bölgelerimize göre daha az. Bunun nedeni nedir? Bence bu durum yerel işletmecilerin pratik zekasından kaynaklanıyor. Aslında geldiğimiz aşamada belli bir noktaya kadar otelciliği taşıdık. Bundan sonra sürdürülebilir ve uluslararası boyuta taşımak için uluslararası markalara ihtiyacımız var. Türk otel zincirlerinin gelişimini nasıl buluyorsunuz? Lokal kaldığınız sürece ulusal bir marka olarak kalırsınız. Esas olan markayı uluslararası boyuta taşımaktır. Yurt dışında 3-4 markamız var. Uluslararası markaların 50-100 yıllık geçmişleri var. Tanınırlıkları buna dayanıyor. Bizim uluslararası pazarda otel zincirlerimiz ile kabul görmemiz için 50-100 yıl mücadele etmemiz gerekiyor. Bunu bekleyemeyiz. O yüzden uluslararası zincirleri ülkemize getirmemiz lazım. İstanbul bu konuda biraz daha hızlı. İstanbul’a olan ilgi gayet iyi.

KategoriOtel
Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

Tourism Today haber arşivi 2013
Otel

Grand Pasha kapılarını açtı

Geçtiğimiz Kasım ayında açılan Grand Pasha Girne, Akdeniz’in incisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 5 dönümlük geniş bir arazide hizmet veriyor....