Havacılığın kâbusu Geçtiğimiz günlerde önüme düşen bir veri dikkatimi çekti: Mayıs planlamalarında yalnızca iki hafta içinde yaklaşık 2 milyon koltuk ve 13 bin uçuş iptal edildi. Havacılık analitik firması Cirium’un verilerine göre küresel koltuk kapasitesi 132 milyondan 130 milyona geriledi. İlk bakışta teknik bir operasyon haberi gibi görünebilir. Ama işin içinde olan biri için bu tablo çok farklı okunuyor. Çünkü mesele talep düşüşü değil. Asıl problem maliyet şoku. Jet yakıtı şubat ayında ton başına 831 dolar seviyesindeyken Nisan’da 1.838 dolara ulaştı. Yalnızca iki ayda yüzde 121’lik bir artış. Yakıt giderlerinin toplam maliyetlerin yaklaşık beşte birini oluşturduğu bir sektörde bu rakamın ne anlama geldiğini tahmin etmek zor değil. Pek çok rota bir anda kârsız hale geldi. Havayolları da aynı anda üç yönteme yöneldi: İptal, küçülme ve zam yapmak. Lufthansa 27 kısa mesafeli uçağını yere çekti, dört adet A340-600’ü erken emekliye ayırdı. KLM Avrupa içi 160 rotada kesintiye gitti. Spirit Airlines ise tamamen kapandı. Cirium verilerine göre yalnızca 1 Haziran–30 Eylül döneminde 9,3 milyon koltuk kapasitesi sistemden çıkarıldı. Qatar Airways’in bu dönemde tek başına 2 milyon koltuğu iptal etmesi bile durumun boyutunu anlatmaya yetiyor. Ben bunun sadece havacılık sektörünü ilgilendiren geçici bir sorun olduğunu düşünmüyorum.Çünkü havacılık zayıflarsa turizm de zayıflar. Daha az uçuş, daha az turist demek. Türkiye gibi uluslararası hava trafiğine bağlı destinasyonlarda bu denge özellikle hassas işliyor. Bilet fiyatları yükseldikçe tatilin toplam maliyeti de artıyor. Bu yük bazen misafire, bazen operatöre ya da otele yıkılıyor. Her iki durumda da sektörün kâr marjı daralıyor. IATA Genel Direktörü Willie Walsh geçen hafta Avrupa ve Asya’nın bazı bölgelerinde jet yakıtı tedarik sorunlarının önümüzdeki dönemde daha da derinleşebileceği uyarısını yaptı. Havacılık uzmanı Gary Bowerman da net konuştu: Hürmüz Boğazı bugün açılsa bile enerji altyapısındaki hasarın ve arz baskısının etkileri uzun süre devam edecek. Bu sürenin iki yıl sürmesi bekleniliyor. Şu an sektörün büyük çoğunluğu sezona, doluluklara ve günlük satışlara odaklanmış durumda. Ama havayollarının verdiği sinyal daha farklı bir şeyi anlatıyor. Önümüzdeki dönemde turizm sektörünün en büyük problemi oda satmak değil, ulaşılabilirlik olacak. Uğur BULUT
İlgili Haberler

Otelcilik sektörünün 2026 gerçekleri ve trendleri: Belirsizlikten dayanıklılığa yeni dönem yolculuğu
2026’da otelcilik sektörü artık trend kelimesini bir ilham kaynağı olarak değil, bir teyit aracı olarak kullanıyor.

Turizmin yeni sessiz devrimi: Karbon reklam panosundan indi
Dünya turizminin en gözde merkezlerinden olan Amsterdam, alışılmış bir şehir yönetimi kararından fazlasını yaptı. Et ve fosil yakıt reklamlarını kamusal...

Gençlere alan açılmıyor: Herkes deneyimli personel arıyor
Bugün birçok genç iş arıyor. Ama aslında sadece iş aramıyorlar; kendilerine bir fırsat verilmesini bekliyorlar.

Geleceğin otelleri, duygu tasarlayan oteller olacak!
Otelcilik sektörü uzun yıllar boyunca hizmet kalitesini “davranış standartları” üzerinden tanımladı. Misafirin karşılanması, göz teması kurulması, ismiyle...

Yolunuzu kaybederek antik kent keşfedebilir misiniz?
Yıl 1958. Ara Güler, Aydın'a bir baraj açılışını fotoğraflamak için gider. Barajı tam kadraj almak için şoförün de bilmediği yerlere, çok yükseklere...

Özbekistan: Sessiz ve kararlı bir turizm yükselişi
Taşkent’e ilk ziyaretimi 2015 yılında, Türkiye vatandaşlarına henüz vize uygulanırken ailemle birlikte gerçekleştirmiştim. İlk izlenimim; geniş caddeleri,...

