Festivalin ışığında “Kaleiçi” gerçekleri
Antalya kent merkezinin iki cazibe alanı vardır. Bunların birincisi plajları ve falezleri, diğeri ise tarihi Kaleiçi Semti’dir...
Antalya şehrinin doğduğu yer olan 35 hektarlık semt, büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen, bugüne kadar turizme yeterli katkıyı sağlayamamıştır.
1984’te Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği-FIJET’in Altın Elma Ödülü verdiği Kaleiçi, daha sonra kaderine terk edildi, evsizlerin ve madde bağımlılarının yuvası haline geldi.
2005 yılında dönemin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in çabaları ile alt yapısı tamamlanan ve güvenlik eksiklikleri giderilen tarihi semt, ardı ardına açılan eğlence mekanları, restoranlar ve butik oteller ile birden hareketlendi. Ancak bu hareketlenme ‘lokal’ kaldı. Kaleiçi’ndeki konaklama tesisleri beklenen potansiyeli oluşturamadı. Çevredeki turizm bölgelerinden de kent merkezine yeterli turist akışı sağlanamadı. Bu günlerde Antalya’nın en önemli turizm silahı olan Kaleiçi, daha çok yerel insanların eğlence merkezine dönüştü.
KALEİÇİ - OLD TOWN FESTİVALİ
Muratpaşa Belediyesi, 2016 yılından beri Uluslararası Old Town Festivali düzenliyor. Antik kentin kültürel mirasını korumayı ve dünyaya tanıtmayı amaçlayan festival, bu yıl da 8-11 Ekim tarihlerinde gerçekleştirildi. 11’incisi düzenlenen festival, hayli yoğun etkinlik programına sahipti. Konserler ve çeşitli sanat aktiviteleriyle tarihi kenti renklendiren Kaleiçi -Old Town Festivali, özellikle sosyal medyada çok ciddi geri dönüşümler sağladı. Özellikle Hadrianus-Üçkapılar’daki etkinlikler epey dikkat çekiciydi.
Daha çok siyasal dedikoduları merkezine alan ve her konuyu taraf olduğu siyasi görüşe göre değerlendiren yaygın medya (ulusal ve yerel), her zaman olduğu gibi festivale bu yıl da yeterli ilgiyi göstermedi. Fakat, gerek katılım, gerekse aktivitelerin sosyal medya yoluyla aldığı etkileşim, bu yılki organizasyonun başarılı olduğunun en ciddi delilidir.
Ancak, bu festival de daha öncekilerde olduğu gibi; hem katılımcı profili, hem de yarattığı etki bakımından ‘yerel’ kaldı. Sanatçı veya izleyiciler arasında yer alan Rusya, Ukrayna, İran veya Türk Cumhuriyetleri vatandaşlarını saymazsak -çünkü onlar yerleşik olarak Antalya’dalar- turist olarak nitelendirebileceğimiz pek kimse yoktu.
KENT MERKEZİNİN ETKİSİZLİĞİ
Antalya’nın turizm profili incelendiğinde, konaklama tesislerinin kent merkezi dışında; doğu ve batı yönlerinde oluşturulan yapay merkezlerde toplandığı görülür. Her ne kadar Antalya bir turizm kenti olarak nitelendirilse de; realitede il sınırları içinde birçok ‘turizm merkezi’ni barındıran bir şehirdir. Antalya kent merkezi ile turizm sektörünün ilişkisini daha sonraki yazılarımda, derinlemesine işleyeceğim. Bugünkü konumuz olan Kaleiçi Semti’nin turizmde yeterince etkin kullanılamamasının nedenlerinin başında da Antalya kent merkezinin bir turizm merkezi olamaması gelir.
Antalya merkezde şehir otelciliği yatırımları ancak son yıllarda hareketlenmiştir. Konyaaltı sahilindeki bazı oteller ile Rixos Down Town, Falez Hotel, Ramada, Talya, Akra Antalya’nın dışındaki şehir otelleri uluslararası turizmden çok, iş veya kısa ziyaretler için diğer şehirlerden gelenlere yönelik faaliyet göstermektedir. Kaleiçi’ndeki butik otellerin kapasiteleri de sınırlıdır ve bu yatak kapasitesi; kent merkezinin turizm potansiyeli için maalesef yetersizdir. Bölgedeki turizm merkezlerinden de kent merkezine yeterli turist akışı sağlanamamaktadır. Hatta; neredeyse il merkeziyle birleşik olan Lara-Kundu’daki otellerden bile Antalya merkeze turistler gelmemektedir.
Durum böyle olunca da; büyük bir potansiyele sahip olan Kaleiçi, ‘lokal eğlence merkezi’, düzenlenen festivaller de ‘biz bize eğlence’ye dönüşmektedir.
Mustafa YİĞİT







