Tourism Today — Türkiye ve Dünyadan Turizm Haberleri
TT6 Ekim 2026 Salı
Masumiyet karinesi ne çabuk unutuldu?

Masumiyet karinesi ne çabuk unutuldu?

3 dk okuma

Masumiyet karinesi ne çabuk unutuldu?

Yıllar sonra yazmaya yeniden başlayınca, farklı platformlarda yayınlanan haberleri de daha dikkatli bir şekilde takip etme zorunluluğu hissettim. Sonuçta bazı konuları yorumlarken; gündemi izlemek, sıcak gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Yıllar önce bıraktığım haber okuma alışkanlığına yeniden dönmek, beni büyük bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya bıraktı…

Gazetecilik mesleği çok değişmiş...

İmla kuralları, yazım hataları, anlatım bozuklukları mesleğin doğalı olmuş. Olmazsa olmazımız ‘5N, 1K’ kuralını hatırlayan kalmamış. Haberi okuyorsun, kafanda deli sorular; ‘ne, nerede, ne zaman, nasıl, kim’. Bunların hiç birisinin cevabını bulamıyorsun…

Haber ile yorum ayrımı ortadan kalkmış. Herhangi bir olayı; sade, tarafsız, eksiksiz ve net bir anlatım ile yayınlamak, yani toplumu haberdar edip yorumu okuyana bırakmak çoktan tarih olmuş. Geçmişte titizlikle uygulanan ‘haber-reklam’ ayrımı, yerini fiyat tarifesi olan manşetlere, köşe yazılarına, röportajlara bırakmış…

HUKUK VE ETİK KURALLARI UNUTULMUŞ
Bu değişimin en tehlikeli yanı ise etik kuralların, hukuksal yükümlülüklerin unutulmuş olmasıdır. Günümüz gazetecileri kendilerini yargının bir organı gibi görüp hüküm vermeye başlamış. Yayınlanan her haber, her köşe yazısı; mahkemelerin uzun yargılama sonrası verdiği ‘gerekçeli karar’lara dönüşmüş.

Anayasa’da yer alan “Masumiyet karinesi” yerle yeksan edilmiş. “Suçluluğu kesin mahkeme kararıyla kanıtlanana kadar bir kişinin suçsuz sayılması” hükmü; ülkenin tüm kurum ve kuruluşlarınca yok sayılır hale gelirken, bu aymazlığın, hukuk tanımazlığın bayrağını taşıyanlar gazeteciler olmuş.

Oysa, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasında ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde şu kurala yer verilmiştir; “Lekelenmeme Hakkı: Soruşturma geçiren kişilerin onuru korunur; kamuoyu veya medya önünde suçlu gibi gösterilemezler.”

SON OPERASYONLARIN KIRIP DÖKTÜKLERİ
Günümüzde; herhangi bir soruşturma nedeniyle gözaltına alınan, ifadesine başvurulan, hatta bilgisi alınması için savcılıklara davet edilen herkes peşinen suçlu ilan ediliyor.

Siyasetçi, bürokrat, sanatçı, bilim adamı, sporcu hiç fark etmiyor.

Herhangi bir iddiaya hedef olan herkes, o iddiaların suçlusu ilan ediliyor. Gazetelerde, televizyonlarda, internet sitelerinde, hatta sosyal medyada; açık kimliğiyle, görüntüsüyle yayınlanıp peşin hüküm veriliyor.

Oysa yine Anayasa’da şu madde bulunmaktadır: “Suçu iddia eden kişi veya makam, iddialarını kanıtlamak zorundadır. Sanığın suçsuzluğunu ispatlama zorunluluğu yoktur. Suçun işlenip işlenmediği veya kimin işlediği tam olarak çözülemezse, şüphe sanık lehine yorumlanır.”

Geçmişte trafik kazasında ölen birisinin fotoğrafını bile gazetecilerden esirgeyen bazı kurumlar, günümüzde ise bırakın hakkında hüküm verilmeyi, iddia üzerine göz altına alınan kişilerin bile görüntülerini, kimliklerini, soruşturma detaylarını ve ifadelerini servis etmekte sakınca görmez hale gelmiş. Tabii ki gazeteciler de servis edilen bu bilgi ve belgeleri yayınlamakta hiçbir mahsur görmez olmuş.

Yani kısacası; yeni Anayasa yapılması için çabalanan ülkemizde mevcut Anayasa delik deşik edilmiş

SUÇSUZ ÇIKARLARSA KİM HESAP VERECEK?
Kısa süre önce turizm camiasının bilinen isimleri de bazı adli soruşturmalara hedef oldular. Bu kişilerin adları, görüntüleri, temsil ettikleri kurumlar gazetelerde, internet sayfalarında, sosyal medya platformlarında boy boy yer aldı. Tam bir linç kültürü örneği yaşandı…

Ben bu kişilerin isimlerini, kurumlarını tekrarlamayacağım. İçlerinde tanıdıklarım da var, bu güne kadar hiç yüz yüze gelmediklerim de… Ancak şunu biliyorum ki; bu insanlar temsil ettikleri kurumlar aracılığıyla Türkiye’ye önemli katkılar sağlıyorlar.

Yukarıda dile getirdiğim gibi; bu soruşturmanın da içeriği, ifadeleri, detayları birilerince servis edildi. Soruşturma dosyasını ben de gördüm. Yöneltilen suçlamaları, iddiaları ve bu iddialara verilen cevapları okudum. Konuyla ilgili bilgisi olan hukukçularla görüştüm. Hemen herkes bu soruşturmada adı geçenlerin takipsizlik kararı alacağı veya yargılanıp beraat edeceği yönünde fikir bildirdi.

Peki, sonra ne olacak? Yazılanlar, çizilenler bir çırpıda unutulacak mı? Kişileri, kurumları lekelemenin hesabını kim verecek?

Mustafa YİĞİT

Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

Turizm çalışanları neden konuşmuyor?
Köşe Yazıları

Turizm çalışanları neden konuşmuyor?

Kübra Küçükerdem, Tourism Today için kaleme aldığı "Turizmde sessizliğin bedeli: Psikolojik güvenlik" başlığını taşıyan köşe yazısında "Çalışanlar için Psikolojik Güven"e dikkat çekti.

2027, 2026 yılını aratır mı?
Köşe Yazıları

2027, 2026 yılını aratır mı?

Liberty Lara Hotel Mali İşler Müdürü Koray GÜN, "2027 turizm sezonu 2026’yı aratır mı, yoksa yeni bir denge mi oluşur?" başlığını taşıyan bir köşe yazısı kaleme aldı.