Tourism Today — Türkiye ve Dünyadan Turizm Haberleri
TT7 Ekim 2026 Çarşamba
Turizm çalışanları neden konuşmuyor?

Turizm çalışanları neden konuşmuyor?

2 dk okuma

Turizmde sessizliğin bedeli: Psikolojik güvenlik

Personel kaybını uzun zamandır konuşuyoruz. Ücret, çalışma saatleri, sezonluk istihdam, barınma ve sosyal haklar bu tartışmanın temel başlıkları. Çalışanların yıl boyunca işlerini sürdürebilmesi, lojman imkânları ve çalışma koşulları TBMM gündeminde de dile getiriliyor. Tüm bunların yanında, personel kaybına bir de psikolojik güvenlik açısından bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Çalışanı kuruma bağlayan yalnızca çalışma koşulları değil; kendini ifade edebilmesi, bilgisinin karşılık bulması ve deneyimini paylaşabilmesi de önemli. Farklı düşündüğünde dışlanmayacağını, bir hatayı açıkça dile getirebileceğini bilmek, insanın işyerinde kendini güvende hissetmesini sağlıyor.

Turizmde saha deneyimi önemli bir sermaye. Günlük operasyonla doğrudan temas eden çalışan, hangi aksaklığın nerede başladığını, hangi çözümün uygulamada işe yaradığını zamanla öğreniyor. Özellikle aynı işletmede uzun yıllar çalışanlarda bu deneyime aidiyet ve kurumsal hafıza da ekleniyor. Ancak bu birikimin değeri, kurum içinde paylaşılabildiği ölçüde ortaya çıkıyor.

İşyeri aynı zamanda ilişkilerin, hiyerarşilerin ve yazılı olmayan kuralların olduğu sosyal bir yapı. Kimin sözünün dinlendiği, bir öneriye veya itiraza nasıl karşılık verildiği, çalışanın katkı sunma isteğini etkiliyor.

Çalışanın katkısının belirtilmemesi ya da başarının yalnızca belirli kişilere mal edilmesi, zamanla adalet duygusunu ve kuruma duyulan güveni zayıflatabiliyor. Fikirlerin dikkate alınmadığı, emeğin görünür olmadığı bir ortamda çalışanların öneri geliştirme ve gönüllü katkı sunma isteği de azalabiliyor.

Özellikle büyük işletmelerde üst yönetimin günlük ilişkilerin tamamını görmesi mümkün değil. Yönetim çalışanların fikirlerini duymak istese bile farklı kademelerdeki iletişim biçimi bunu zorlaştırabiliyor.

Çalışan konuşmadığında sadece bir fikir kaybolmuyor. Sahada fark edilen sorunlar yönetime ulaşmayabiliyor, iyileştirme önerileri azalıyor, inisiyatif zayıflıyor. Bu durum hizmetin niteliğine ve işletmenin performansına da yansıyabiliyor.

Dışarıdan bakıldığında ise operasyon yürüyor, hizmet veriliyor, işler ilerliyor. Bu yüzden çalışanın giderek daha az fikir paylaşması ve katkı sunması çoğu zaman fark edilmiyor. Ancak işletme, günlük işleyiş devam ederken çalışanlarının deneyiminden giderek daha az yararlanıyor.

İnsan kıymetini nasıl tutacağımızı konuşurken başka bir soruyu da sormalıyız: Çalışan neden konuşmuyor?

Personel kaybını çoğunlukla istifa geldiğinde fark ediyoruz. Oysa çalışan hâlâ orada, işini yapıyor olsa da bilgisini, saha deneyimini ve gönüllü katkısını paylaşmaktan çoktan vazgeçmiş olabilir.

Kübra KÜÇÜKERDEM

Bu haberi paylaş

İlgili Haberler

2027, 2026 yılını aratır mı?
Köşe Yazıları

2027, 2026 yılını aratır mı?

Liberty Lara Hotel Mali İşler Müdürü Koray GÜN, "2027 turizm sezonu 2026’yı aratır mı, yoksa yeni bir denge mi oluşur?" başlığını taşıyan bir köşe yazısı kaleme aldı.

Masumiyet karinesi ne çabuk unutuldu?
Köşe Yazıları

Masumiyet karinesi ne çabuk unutuldu?

Deneyimli gazeteci Mustafa Yiğit, Tourism Today için kaleme aldığı “Masumiyet karinesi ne çabuk unutuldu?” başlığını taşıyan köşe yazısında gazetecilik mesleğindeki değişime dikkat çekti.