Takvimler 1992 yılını gösteriyordu. Şimdiki genç kuşakların hayal etmekte zorlanacağı, dönemin üniversite adaylarının ise çok iyi hatırlayacağı, heyecan dolu farklı bir tercih ve sınav sisteminin olduğu yıllar.x
Benim için geleceğimizi henüz almadığımız bir puana emanet ettiğimiz o günlerde, Türk turizminin ilk 4 yıllık turizm öğrencilerinin yetiştirildiği Balıkesir Turizm İşletmeciliği’ne uzanan yolculuğumun başladığı bir yıl oluyordu.
Kaderi belirleyen tercih ve Kilyos sahilleri
Tercih formundaki kutucuklara yazdıklarımız içimizdeki öngörü, bir parça şans ve geleceğe duyulan inancın karışımı idi. Puanımız hangi okulu tutarsa, mesleki kariyerimizin ve hayatımızın geri kalanının başlangıcı o olurdu. İşte o tatlı sert belirsizliğin içinde, benim zihnimde ve kalbimde yönümü çeken çok güçlü, konusunu denizden alan bir rüzgâr vardı: Turizm.
Gençlik yıllarımın en güzel günleri Sarıyer’de geçiyordu. O dönem Sarıyer ve özellikle Kilyos, İstanbul’un dış dünyaya açılan en önemli kapılarından biriydi. O yılların meşhur Kilyos Turban Tesisleri, benim için sadece arkadaşlarım ile yazları vakit geçirmek için gittiğim bir yer kesinlikle değildi; Türkiye’nin modern turizm hamlesini, otelcilik kültürünü ve ağırlama sanatının uygulandığı tesislerden bir tanesi idi. Turban tesislerinin o dinamik idare yapısı, ağırlanan yerli günübirlik misafirler ile yabancı misafirler, sektörün bitmek bilmeyen heyecanı ve enerjisi, içimdeki turizme olan ilgimi başlamasına sebep oluyordu.
‘Turizm’ kelimesini Türkiye'nin yeni yeni yüksek sesle duymaya ve vizyon olarak benimsemeye başladığı o dönemlerde, sektörün geleceğin dünyasında ne kadar büyük yer kaplayacağını o sahillerde hissetmiş ve formlarda gururla seçtiğim, listenin üst sıralarına yazdığım, bugün ise en doğru tercihim olduğunu kabul ettiğim o dönemki adıyla Uludağ Üniversitesi Balıkesir Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu (BTİOYO) oldu.
20 yaşın heyecanı ve ilk gerçekler
Henüz 20 yaşının başlarında, hayatın ve sektörün gerçeklerinden bihaber, kıpır kıpır bir gencin heyecanıyla o okulun kapısından içeri ilk adımımı attığım günü hiç unutmam. Kafamda çocukça ama çok net bir plan vardı: 4 yıl boyunca bu sıralarda okuyacak, diplomamı elime alacak ve mezuniyet töreninin hemen ertesinde görkemli bir otelde yönetici olarak olacaktım.
O yaşın tatlı saflığıyla, turizmin sadece şık üniformaların, lobideki güler yüzlerden ve ışıltılı resepsiyonlardan ibaret olduğunu sanıyordum.
Ancak hocalarımızın anlattığı gerçeklerle yüzleştiğimde yolculuğun farklı olduğunu çok net anladım: Bu, öyle kestirmeden gidilecek bir yol değildi, aksine sabır, emek ve adanmışlık gerektiren çok uzun bir yolculuktu.
Turizmin mutfağında komilikten bulaşığa, bellboyluktan gece vardiyalarına uzanan, insanı adeta çelik gibi döven o sert usta-çırak ilişkisini ve bu mesleğin bir yaşam tarzı olduğunu o ilk yıllarda idrak etmeye başladım. Pozisyon almak yükselmek hiç kolay değildi, fark yaratmanın ne kadar değerli bir anahtar olduğunu çok net öğrenmiştim.
Ama Türkiye'de bulunabilecek ve farkındalığın en doğru, en köklü okullardan birindeydim. Yol uzundu, yürünecek zemin sağlamdı dostluk, arkadaşlık ortamı ise kusursuzdu.
Neden Balıkesir? Bir turizm ihtisas merkezinin doğuşu
Zaman geçtikçe ve okulumun tarihini öğrendikçe sektöre yaz aylarında yönelince nasıl bir kurum ve aile ortamının parçası olduğumu daha iyi kavradım. Bugün pek çok insanın aklına turizm denince Antalya veya Muğla gelse de Türkiye'de bu işin temelleri Balıkesir'de atılmıştı. Çünkü 1970'li yıllarda Türkiye’de kitle turizminin, yani deniz-kum-güneş konseptinin kalbi henüz Akdeniz’e kaymamıştı; Türk turizminin merkez üssü Erdek, Ayvalık, Burhaniye (Ören) ve Edremit kıyılarıydı.
Türkiye'nin ilk modern konaklama tesisleri ve sayfiye kültürü bu topraklarda filizlendiği için, sektörün ilk profesyonel yönetici ihtiyacı da doğrudan bu bölgede baş göstermişti. Üstelik Balıkesir; İstanbul, Bursa ve İzmir gibi üç büyük metropolün tam ortasındaki jeopolitik köprü konumuyla yerli turist akışının merkezindeydi. Gönen ve Sındırgı’nın termal kaynakları Kaz Dağları’nın doğa turizmi potansiyeli on dönemin öğrencilerine her mevsim çok yönlü bir staj yapma imkânı sunuyordu.
İşte BTİOYO, 1970’lerin Türkiye’sinde bu büyük vizyonla, sektöre yön verecek bir ihtisas okulu olarak planlanmıştı.
BTİOYO'nun akademik kronolojisi
1975 Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne bağlı ‘Balıkesir İşletmecilik ve Turizm Yüksekokulu’ adıyla kuruldu. 1982 Uludağ Üniversitesi çatısı altına girerek tamamen turizm odaklı ‘BTİOYO’ kimliğini kazandı. 1992 Balıkesir Üniversitesi kurulması ile bu üniversiteye bağlandı ve 2013 Yüksekokul statüsünden çıkarılarak ‘Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi’ adını aldı.
Asla bitmeyecek bir sevda: BTİOYO ruhu
Sektörde adanmışlık ile çalışarak tecrübelendik, geriye baktığımızda değişmeyen tek şey kaldı; o da BTİOYO sevdası. Turizm sektöründe özellikle güney otellerinde her zaman söylenen o meşhur sözün ne kadar doğru olduğunu yaşayarak gördük; bu sevda gerçekten bitmezmiş. Peki neden?
Çünkü BTİOYO’da okuyan öğrencinin ilk günlerinde şahit olduğu bir okul olmasından ziyade birbirine aile gibi bağlı bir kültür, sarsılmaz bir bağdı. Daha öğrencilik yıllarında yaz tatillerinde hem okul masraflarını karşılamak üzere sektörde çalışan öğrenciler sektörde mezun olmuş büyüklerinin onlara kucak açması onlara deneyim paylaşımlarını görenler sezon sonlarında okullarına döndüklerinde nerede olduklarını anlamaları için çokça yeterli idi.
Bugün Türk turizm sektöründeki üst düzey yöneticilerin, genel müdürlerin ve acente yetkililerinin çok büyük kısmının bu okul kökenli olması, yani bir ‘BTİOYO Ekolü’nün varlığı tesadüf değildir. Dünyanın neresinde olursanız olun, yanınızdaki birinin BTİOYO olduğunu bildiğiniz zaman yüzünüze bir tebessüm katlar.
Geleceğe taşınan miras
Sonuç olarak; Türk turizminin emekleme döneminden küresel bir güce dönüştüğü, sonrasında ise güçlü bir iç turizm kültürünün oluştuğu o kritik 1990’lı yıllarda, ülkemize nice parlak turizmciler kazandıran bu efsanevi yuva, Türkiye’nin ilk turizm öğrencilerinin yetiştirildiği okul olması açısından çok derin bir öneme sahiptir. Dile kolay; bugüne kadar dokuz binin üzerinde mezun vererek sektörü adeta ilmek ilmek işleyen BTIOYO ülkemizdeki diğer tüm turizm üniversiteleri gibi Türkiye’de gerçek anlamda ‘turizm bilincini’ yerleştiren nice nesiller yetiştirdi ve yetiştirmeye de devam ediyor.
1992 yılında, henüz sınav stresi kapıdayken yapılan o riskli ama yürekli tercih, ardından gelen o tatlı kazanma haberi, 20 yaşın o heyecan dolu hayalleri beni sadece bir meslek sahibi yapmadı; beni bu muazzam ailenin bir parçası kıldı. Bugün geriye dönüp baktığımda; o gün yapılan o doğru tercihin bizi biz yapan o bitmek bilmeyen BTİOYO sevdasının ne kadar kıymetli olduğunu çok daha net görebiliyorum.
Bu vesileyle, Türkiye turizmini omuzlarında yükselten tüm turizm çalışanlarına ve bu başarının arkasındaki gizli kahramanlar olan, bizleri yetiştiren, vizyon katan tüm saygıdeğer hocalarımıza sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Ne mutlu ki bize, bu büyük sevdanın ve Türk turizmini inşa eden o efsanevi ekolün birer parçasıyız.
Kerem DEMİRKOL

